ABD, Çin ve Uluslararası Sistem Üzerine

Bu çalışmada; Nominal Gayrı Safi Milli Hasılaya(GSMH) göre, dünya genelinde ilk 25 arasında yer alan ülkeler, bu ülkelerin Kişi Başına Düşen Milli Gelirleri (KBDMG) ve nüfusları esas alınarak bir analiz yapılacak, çalışmanın sonunda, Çin-ABD karşılaşması bağlamında şekillenmekte olan Uluslararası Sistem üzerine öngörülerde bulunulacaktır.

GSMH; genel olarak, bir ülke sınırları içinde bir dönemde üretilen nihai mal ve hizmetlerin parasal değerini ifade eder ve bir ekonominin toplam üretim gücünü gösterir. Ülkelerin ekonomik güçleri, iktisadi refahları ve kalkınma seviyeleri karşılaştırılırken, GSMH değerleri ölçü olarak alınır; KBDMG ise, GSMH’nın toplam nüfusa bölünmesiyle tespit edilir (Ünlüönen ve Tayfun, 2012; 148-150).

Ülkelerin GSMH’ları karşılaştırılırken, ABD doları cinsinden dolar kuru yaklaşımı (Nominal) ve satın alma gücü paritesi yaklaşımı kullanılır. Bu çalışmada, ülkelerin Nominal GSMH’ları esas alınacaktır. İki yaklaşımın sonuçları arasında farklılıklar olabilir.

2021 itibarıyla, dünya genelinde 195 ülkenin Nominal GSMH toplamı 144 trilyon doları aşmış durumdadır. Aşağıdaki tabloda Nominal GSMH’larına göre (2021), dünyada ilk 25’te yer alan ülkeler görülmektedir.

Nominal Gayrı Safi Milli Hasılaya Göre (2021) Dünya Genelinde İlk 25’te Yer alan Ülkeler

  Sıra No  Ülke   Nominal GSMH (Milyar Dolar)  Kişi Başına Düşen Milli Gelir (Dolar)
1ABD22,939.9869,375
2Çin16,862.9811,891
3Japonya5,103.1140,704
4Almanya4,230.1750,788
5Birleşik Krallık3,108.4246,200
6Hindistan2,946.062,116
7Fransa2,940.4345,028
8İtalya2,120.2335,585
9Kanada2,015. 9852,791
10G. Kore1,823.8535,196
11Rusya1,647.5711,273
12Brezilya1,645.847,741
13Avustralya1,610.5662,619
14İspanya1,439.9630,537
15Meksika1,285.529,967
16Endonezya1,150.254,225
17İran1,081.3812,725
18Hollanda1,007.5657,715
19S. Arabistan842.58823,762
20İsviçre810.8393,515
21Türkiye795.9529,407
22Tayvan785.5933,402
23Polonya655.33217,319
24İsveç622.36558,639
25Belçika581.84850,413

Kaynak: International Monetary Fund World Economic Outlook (October-2021), 26 Oct 2021, Erişim: 23.5.2022. https://statisticstimes.com/economy/projected-world-gdp-ranking.php

İlk 25 ülkenin GSMH’larının toplamı, 80 trilyon dolardan fazladır. Bir başka ifadeyle, ilk 25 ülkenin GSMH toplamı, dünya GSMH’nın %55.5’ini oluşturmaktadır. Dünya genelinde diğer 170 ülkenin GSMH toplamı ise, dünya GSMH’nın  %44.5’ine karşılık gelmektedir.

Dünya GSMH’sındaki payları bağlamında, ilk 25 ülke arasında dahi ciddi kapasite farklılığı mevcuttur. İlk beş ülkenin GSMH’larının toplamı 52 trilyon doları aşarak, dünya GSMH’nın yaklaşık %36.5’ini oluşturmaktadır. Dünya GSMH toplamına oranla, en büyük GSMH’ya sahip ülke, %15.9 ile ABD’dir; 25. sırada yer alan Belçika’nın GSMH’sı, dünya GSMH’sının yaklaşık %0.40’dır.

GSMH büyüklüğü bağlamında, dünya genelindeki ilk 25 ülke içinde ABD ve Çin, diğer ülkelerden açık ara öndedirler. Japonya ve Almanya ikinci grubu; Birleşik Krallık, Hindistan ve Fransa üçüncü grubu oluşturabilirler. 8. sıradaki İtalya’dan itibaren, ülkelerin GSMH rakamları, birbirine yakın oranda azalış göstermektedir; 19-25. sırada yer alan ülkelerin GSMH’ları ise, 1 trilyon doların altındadır.

Nominal GSMH büyüklüğü ile dünya genelinde ilk 25’te yer alan ülkelerin Kişi Başına Düşen Milli Gelir (KBDMG) sıralaması, aşağıya çıkarılmıştır. KBDMG dünya ortalaması 12,284 dolardır (statistictimes.com).

GSMH Büyüklüğüne Göre Dünya Genelinde İlk 25’te Yer alan Ülkelerin Kişi Başına Düşen Milli Gelirlerine Göre Listesi

S.NoÜlkeKişi Başına Düşen Milli Gelir (Dolar)
1İsviçre93,515
2ABD69,375
3Avustralya62,619
4İsveç58,639
5Hollanda57,715
6Kanada52,791
7Almanya50,788
8Belçika50,413
9Birleşik Krallık46,200
10Fransa45,028
11Japonya40,704
12İtalya35,585
13G. Kore35,196
14Tayvan33,402
15İspanya30,537
16S. Arabistan23,762
17Polonya17,319
18İran12,725
19Çin11,891
20Rusya11,273
21Meksika9,967
22Türkiye9,407
23Brezilya7,741
24Endonezya4,225
25Hindistan2,116

1979’dan itibaren ABD yaptırımlarına maruz kalmasına rağmen, İran’ın KBDMG dikkat çekicidir. Hindistan, GSMH sıralamasında 6. sırada olmasına karşılık, KBDMG sıralamasında 25.’dir. Bir başka ifadeyle, -gelir dağılımındaki dengesizlik göz ardı edilse dahi- Hindistan’da bir kişinin KBDMG’den payına düşen günlük tutar, 5,75 dolardır. Benzer biçimde, GSMH sıralamasında 11. sırada yer alan Rusya, KBDMG sıralamasında 20. sıradadır. Bir ülkenin GSMH’sı yüksek olsa dahi, nüfus fazlalığından dolayı KBDMG düşük olabilir. Bu durum, o ülkenin insan kaynağını geliştirmesini ve/veya insan kaynağından yeterince yararlanmasını engelleyici bir tablo yaratabilir.

GSMH büyüklüğüne göre dünyada ilk 25’te yer alan ülkelerden Meksika, Endonezya, İsviçre, İsveç ve Belçika dışında, diğer 20 ülkenin yıllık askeri harcamaları, 10 milyar doların üstündedir; bu ülkeler, dünyada en fazla askeri harcama yapan ülkeler arasında yer almaktadırlar (Arslan, 2022). Bu durum, belirli ekonomik güce ulaşan ülkelerin, silahlanmaya ciddi kaynak ayırdıklarını göstermektedir.

GSMH Büyüklüğüne Göre İlk 25’te Yer alan Ülkelerin Nüfuslarına Göre Listesi

ÜlkeNüfusu (2020)
Çin1,439,323,776
Hindistan1,380,004,385
ABD331,002,651
Endonezya273,523,615
Brezilya212,559,417
Rusya145,934,462
Meksika128,932,753
Japonya126,476,461
Türkiye84,339,067
İran83,992,949
Almanya83,783,942
Birleşik Krallık67,886,011
Fransa65,273,511
İtalya60,461,826
G. Kore51,269,185
İspanya46,754,778
Polonya37,846,611
Kanada37,742,154
S. Arabistan34,813,871
Avustralya25,499,884
Tayvan23,816,775
Hollanda17,134,872
Belçika11,589,623
İsveç10,099,265
İsviçre8,654,622

Kaynak: 2022 World Population by Country, Erişim: 23.5.2022,  https://worldpopulationreview.com/

Nitelikli/eğitimli nüfus, ülkeler için önemli bir ulusal güç unsurudur. GSMH büyüklüğü ile dünyada ilk 25’te yer alan ülkeler arasında nüfusu 50 milyondan fazla olmasına karşın, KBDMG 35 bin dolardan fazla olan ülkeler; ABD, Japonya, Almanya,  Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Güney Kore’dir. Bir başka ifadeyle, bu ülkeler, insani gelişime, AR-GE’ye ve dünya genelinde alanlarında öne çıkan yetenekleri ülkelerine çekmeye yönelik daha fazla kaynak ayırma kapasitesine sahiptirler; ilave olarak, bu ülkelerin anlamlı nüfus büyüklüğünün, toplumlarını ileriye taşıyacak, yaratıcı fikirler üretebilecek yeterlilikte olduğu da ileri sürülebilir.

Şekillenmekte Olan Uluslararası Sistem

Sistem, “aralarında düzenli ilişkiler bulunan, ortak özelliklere sahip ve birinde meydana gelen bir değişikliğin diğerlerini de etkilediği değişkenler dizisidir.” Uluslararası Sistem bir tanıma göre, “kabileler, şehir devletleri, imparatorluklar veya ulusal devletler gibi bağımsız siyasal varlıkların toplamı”; bir başka tanıma göre ise, “bozucu girdilerden, düzenleyici mekanizmalardan ve çevresel kısıtlayıcılardan meydana gelen bir yapıdır.” Uluslararası Sistem, tipolojilerine göre, 1) Tek Kutuplu Sistem; 2) Güç Dengesi Sistemi; 3)İki Kutuplu Sistem ve 4) Çok Kutuplu Sistem olarak tasnif edilebilir (Arı, 2013; 153-156).

İçinde bulunduğumuz dönem, Uluslararası Sistemde gücün birçok aktör arasında dağıldığı ve bu aktörlerin bağımsız hareket etme yetenekleri göz önünde bulundurularak, bazı akademisyenler tarafından “bloksuzluk” ya da “Amerika sonrası dünya” olarak tanımlanmıştır (Arı, 2013; 172). Buna rağmen, Avrupa’nın doğu sınırında devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nda da görüldüğü üzere, sistemde önemli bir aktör olan AB bireysel olarak inisiyatif geliştirememiş, ABD ile birlikte hareket etmeyi tercih etmiştir. Bu durumu göz önünde bulundurduğumuzda, günümüz Uluslararası Sistemini “Esnek Gruplu Sistem” olarak tanımlamak mümkün olabilir. Bir yanda ABD ile, diğer yanda ise Rusya ile birlikte hareket eden devletler… Bu tanımlamaya ve tasnife göre, belirtilen gruplarda hiyerarşik liderlik görülmeyebilir; ülkeler, çıkarlarına uygun olarak gruplar içinde yer alabilirler, ya da bulundukları grubu değiştirebilirler. Sistem içindeki başat ülkeler, küreselleşme, bölgesellik bağlamında diğer ülkeleri etkileme kapasitesine sahip olduklarından; her ülkenin oluşan gruplar dışında kalma olasılığı zayıflamaktadır. Buna karşın; başat ülkeler, kutuplu sistemlerde olduğu gibi grup ülkeleri üzerinde tahakküm tesis edemediklerinden mevcut sistem, kutuplu sistem olarak tanımlanamamaktadır. Bloklaşma olmasa dahi, çıkarların belirlediği gruplaşma olduğundan; mevcut Uluslararası Sistemi, “Bloksuzluk” olarak tanımlamak da uygun görünmemektedir.

Nominal GSMH, KBDMG ve nüfus verileri, ABD’nin, II. Dünya Savaşı sonrasında oluşturduğu yapılar ve günümüze kadar geliştirdiği ittifak ilişkileriyle, dünya genelinde -etkinliği azalsa da- günümüzde de, Uluslararası Sistemde ağırlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

Çin, Soğuk Savaş sonrasında ekonomik olarak gösterdiği büyüme performansı ile ABD’ye karşı “yükselen güç” olarak dikkat çekse de, bu ülkenin, ABD ile birlikte hareket eden Batı karşısında yeterli güce ulaştığını söylemek, henüz mümkün görünmemektedir.

Batı, Uluslararası Sistemde devam eden üstünlüğüne rağmen, eşgüdüm içinde hareket etmeye devam etmektedir. ABD, Hint-Pasifik Stratejisi’nde; AB, Stratejik Pusulası’nda; Birleşik Krallık ise, “Rekabet Çağında Küresel Britanya: Güvenlik, Savunma, Kalkınma ve Dış Politikanın Bütünleşik Olarak Gözden Geçirilmesi” başlıklı Siyaset Belgesi’nde ortaklıklarını/müttefiklerini artırmaya öncelik verdiklerini deklare etmektedirler (Okuyucularımız, anılan belgelerle ilgili çalışmalara sitemizde ulaşabilirler.). ABD, AB ve Birleşik Krallık’ın bu yaklaşımı, günümüzdeki Uluslararası Sistemi, “Esnek Gruplu Sistem” olarak tanımlamayı mümkün kılmaktadır.

Gücün birçok aktör arasında dağıldığı, küreselleşme ile sınırların görünmez hale geldiği içinde bulunduğumuz dönemde; siyasi, askeri, ekonomik ve sosyal olarak devlet-devlet, halk-halk, şirket-şirket, birey-birey düzeylerinde gerçekleştirilecek/güçlendirilecek ittifak/ortaklık ilişkileri, Uluslararası Sistemin şekillenmesinde etkili olmaktadır.

Bu dönemin özellikleri dikkate alındığında; küresel düzeyde güçlü bir aktör olmak istemesi halinde, Çin’in; kendi bölgesinden başlayarak, Hindistan ile sınır sorunlarını çözmesi, dünya genelinde müttefiklerini/ortaklıklarını artırmaya öncelik vermesi, zorunluluk olarak görülmektedir. Aksi halde, Rusya, İran, Kuzey Kore ve bazı Afrika ülkeleri, Çin’in Batı karşısında güçlü duruş sergilemesine yeterli olmayacak; Rusya-Ukrayna Savaşında da görüldüğü üzere, kaynak yetersizliği durumunda, “dengesizliğin dengeleyicisi olarak nükleer tehdit” kullanımına başvurma seçeneği, sürekli gündemde kalacaktır. Ancak, bu durumun sürdürülebilirliği, tartışmaya açıktır.

Çin açısından; Çin’in dostlarını artırma, ya da karşılaşılan küresel/bölgesel sorunlarda karşısındaki grup(lar)da yer alabilecek ülkeleri azaltma girişimine Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’dan oluşan BRICS ülkeleri arasındaki işbirliğini güçlendirerek başlamasının uygun olabileceği, ifade edilebilir. İlave olarak, bölgesel ve küresel düzeyde ortaya çıkan sorunları çözümleme kapasitesi, bir ülke için, Uluslararası Sistemde söz sahibi olmakta önemli bir gösterge olarak kabul edildiğinden; Çin’in bu konuda çok daha aktif olması gerektiği, vurgulanmalıdır.

Çin’in; artırdığı ekonomik gücünün yanı sıra, ülkelerle karşılıklı saygıya ve gerçekten kazan-kazan anlayışına dayalı ilişki kurma konusunda diğer ülkeleri ikna etmesine ihtiyaç vardır. Bu ülkenin, tarihinden gelen “Merkez Krallık” anlayışı, muhataplarını, haklı olarak, endişeye sevk etmektedir.

KAYNAKÇA

2022 World Population by Country, Erişim: 23.5.2022. 

Arslan, İbrahim. (17.3.2022) Ülkelerin Askeri Harcamaları ve Sağlanamayan Kalıcı Barış ve Güvenlik,

International Monetary Fund World Economic Outlook (October-2021), 26 Oct 2021, Erişim: 23.5.2022.

Arı, Tayyar. (2013) Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika, (Mkm, Bursa)

Ünlüönen, K. ve Tayfun, A. (2012) Ekonomiye Giriş, (Nobel, Ankara)

1 yorum

  1. Güzel bir konu…Ulusal gücün önemli bir etmeni olan ‘İnsan Gücü’nün önemi burada bir kez daha ortaya çıkarken; bunun, bir anlamda, bir sonucu olan “Güçlü Olma”nın, doğal olarak, stratejik alanlarda ‘kendi kendine yeterli olma’yı da gerektirdiği ortaya çıkmaktadır.
    Hindistan, elde ettiği geliri, planlı ve dengeli olarak, tüm nüfusa yönelik gönencin artması yolunda kullanırsa; sözü geçen ve ağırlığı olan bir ülke olabilir ve ÇHC’ni dengeleyebilir.
    ÇHC; bir anlamda “örtülü” emperyalist faaliyetlerine “güler yüzlü” maske takınarak devam ederse, zaman gelir, çok kötü tökezler, böyle giderse tökezleyecektir.
    “Yurtta Barış, Dünyada Barış”

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*