Geliştirilmesi Öngörülen Çin – Fransa İşbirliği

Bu çalışmada, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, liderlerin üzerinde durdukları konulara değinilecek ve edinilen bilgiler, çalışmanın sonunda yorumlanacaktır.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, hafta içinde yaptıkları telefon görüşmesinde, önümüzdeki beş yıl içinde, Çin-Fransa ilişkilerinin geliştirilmesinde daha fazla ilerleme sağlanması ve Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşturulması konusunda mutabakata vardılar (Jingxi, 11.5.2022).

Öngörülemeyen değişimlerin yaşandığı içinde bulunduğumuz dönemde, Çin Devlet Başkanı Xi, her ikisi de bağımsız ve uluslararası ilişkilerde önemli güç olan Çin ve Fransa’nın diplomatik ilişkiler kurarken, kendi isteklerini sürdürmeleri, kapsamlı stratejik ortaklıklarında sağlam duruş sergilemeleri ve birbirlerinin temel çıkarlarına ve endişelerine saygı duymaları gerektiğini, vurguladı.

Çin Devlet Başkanı, iki tarafın, ikili diyalog mekanizmaları aracılığıyla, önümüzdeki beş yıl için işbirliği önceliklerini etkin bir şekilde planlamasının önemli olduğunu söyledi. Bu kapsamda Xi, nükleer enerji ve havacılık gibi geleneksel alanlarda işbirliğinin devam etmesi gerektiği üzerinde durarak, yapay zekâ ve temiz enerji gibi gelişmekte olan alanlarda da işbirliğini desteklemek için çaba gösterilmesi gerektiğini, vurguladı.

Xi, Çin’in, Fransa’dan yaptığı ithalatı artırmaya istekli olduğunu belirterek, Fransız yüksek teknoloji işletmelerini Çin’le işbirliği yapmaya davet etti. İlave olarak Xi, Fransa’nın, orada yatırım yapan Çinli şirketler için adil ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlayacağını umduğunu da sözlerine ekledi.

Xi; Çin ve Fransa’nın gerçek çok taraflılığı desteklemesi, ilave olarak, Küresel Kalkınma Girişimi (KKG) (Global Development Initiative) (NDRC, 31 Mart 2022) ve Küresel Güvenlik Girişimi (KGG) (Global Security Initiative) (Rajagopalan, 7 Mayıs 2022) üzerinde de, işbirliği olanaklarını tartışması gerektiğini, ifade etti.

Bilindiği üzere, Çin Devlet Başkanı, 21 Eylül 2021’de, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada KKG’yi önermişti. Xi önerisinde;  dünyayı, kalkınmaya bağlı kalmaya çağırarak, ülkeleri insan merkezli bir yaklaşıma, herkes için faydalı olmaya, yenilik odaklı gelişime, insan ve doğa arasındaki uyuma ve sonuç odaklı eylemlere öncelik vermeye davet etmişti.

KKG; belirli bir an, olay, ülke ya da bölge önermemektedir. KKG, ülkelerin, özellikle gelişmekte olan ülkelerin, karşı karşıya olduğu acil zorluklara yanıt vermeyi amaçlamakta, Kuşak ve Yol Girişimi’nden sonra, Çin tarafından önerilen, küresel düzeyde bir başka önemli girişim olarak dikkat çekmektedir.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Hint-Pasifik stratejisinin yanı sıra Avustralya, Japonya, Hindistan ve Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) içeren “Dörtlü”nün (QUAD) mantığını sorgulayan yeni bir Küresel Güvenlik Girişimini de gündeme getirmişti.  Xi, 21 Nisan’da Çin’de düzenlenen Boao Asya Forumu’nda önerdiği KGG ile Soğuk Savaş zihniyetini, hegemonyacılığı ve güç politikalarını 21. yüzyılda “dünya barışını tehlikeye atacak” ve “dünyadaki güvenlik zorluklarını şiddetlendirecek” konular olarak nitelendirmişti.

Xi, Macron ile yaptığı görüşmede, istikrarlı ve sağlam Çin-AB ilişkilerinin her iki taraf halklarının yanı sıra, diğer ülkelerin halklarına da fayda sağlayacağını belirterek, Çin’in, Fransa’nın stratejik özerkliğe olan bağlılığını takdir ettiğini, ifade etti.

Xi, Fransa’nın, AB’yi Çin’e ilişkin doğru algıyı sürdürmeye teşvik etmesini, farklılıkları düzgün bir şekilde yöneterek, yakın işbirliğini ekonomi ve ticaret, yeşil ve dijital kalkınma konularında yakınlaşan çıkarlar üzerine inşa etmesini ve Çin ile aynı yönde çalışmasını umduğunu söyledi. Bu kapsamda Xi, Çin’in, AB dönem başkanlığını yürüten Fransa’nın, Çin-AB ilişkilerinin sağlıklı gelişimini teşvik etmede olumlu bir rol oynamasını beklediğini, ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanının yeniden seçilmesinden bu yana; Xi ve Macron arasında gerçekleşen ilk telefon görüşmesinde liderler, Ukrayna meselesi hakkında da görüş alışverişinde bulundular ve ilgili tüm tarafların, müzakereler yoluyla Rusya ve Ukrayna arasında barışın tesis edilmesini desteklemesi gerektiği konusunda, anlaştılar.

Xi, Çin’in, Avrupa ülkelerinin Avrupa güvenliğini kendi ellerine almalarını desteklediğini söyleyerek, küresel güvenlik ve istikrar için daha büyük ve daha kalıcı bir tehdit oluşturacak olan blok çatışmasının gelişimine karşı tetikte olmanın gerekli olduğunu, vurguladı.

Macron ise, Fransa’nın, Ukrayna Savaşı ile ilgili olarak, Çin ile birçok konuda fikir birliğine sahip olduğunu söyledi. Macron, Fransa ve AB’nin, stratejik özerkliği sıkı bir şekilde desteklediğini; buna mukabil, bloklaşmayı ne desteklediğini ne de buna katılacağını ifade etti.

Edinilen bilgiler aşağıdaki gibi yorumlanabilir:

Çin, Fransa’nın, ABD ve NATO’dan bağımsız olarak Avrupa’nın güvenliğinin Avrupalılarca sağlanması gerektiği konusundaki yaklaşımını önemsemekte ve bu konuda Fransa’yı desteklemektedir.

Fransa, Hint-Pasifik bölgesinde ABD önderliğinde diğer bölge ülkeleriyle oluşturulan, güvenliği önceleyen “Dörtlü” ve ABD, Birleşik Krallık, Avustralya tarafından oluşturulan “AUKUS” benzeri yapılanmalarda kendini dışarıda bırakılmış hissetmektedir. AUKUS oluşumunda yer alan Avustralya’nın, Fransa’dan satın almayı düşündüğü denizaltılardan vazgeçerek, ABD’den nükleer enerji ile çalışan denizaltı temin etmesinin, Fransa’da ciddi rahatsızlık yarattığı bilinmektedir.

Çin, Yol ve Kuşak Girişimi sonrasında, küresel ölçekte Kalkınma ve Güvenlik girişimleriyle dünyaya yeni açılımlar önermektedir. Bu girişimlerle Çin, bir yandan dünya ile ilgisini güçlendirirken, diğer yandan küresel düzeyde mevcut statükoyu eleştirmekte ve gelişmekte olan ülkelerin haklarını savunuyor, görünmektedir.

Çin ve Fransa, Soğuk Savaş dönemi benzeri ülkelerin bloklaşmasına karşı olduklarını ifade etmektedirler. Bu tutum, Fransa’nın önümüzdeki süreçte Çin ile ilişkilerini geliştirmesine uygun zemin hazırlayabilir. Çin, Fransa ile işbirliğine açık olduğunu güçlü biçimde ortaya koymakta, AB’nin Çin’le ilgili algısının, Çin lehine dönüşmesi konusunda Fransa’dan destek beklemektedir.

Çin-Fransa ilişkilerinin geliştirilmesi yaklaşımı, Soğuk Savaş dönemindeki katı, sarsılmaz blok ortaklığı anlayışının ötesinde, önümüzdeki süreçte, ülkelerin sadece kendi çıkarlarını önceledikleri esnek ortaklık anlayışına tanık olunacağını göstermektedir. Bu kapsamda,  Rusya ve İngiltere ile güçlü ilişkileri olan Hindistan’ın yanı sıra, güvenlik bağlamında ABD ve NATO liderliğine mesafeli olan Fransa’nın, önümüzdeki dönemde izleyeceği dış politika uygulamalarının, uluslararası düzenin şekillenmesi çerçevesinde dikkatle izlenmesi gerektiği düşünülmektedir. Söylem ve uygulamaların örtüşüp örtüşmediğini ise zaman gösterecektir.

KAYNAKÇA

Jingxi, Mo. (11.5.2022), China and France plan to advance cooperation

National Development and Reform Commission (NDRC) People’s Republic of China. (31.3.2022). Global Development Initiative will respond to the needs of all countries

Rajagopalan, Rajeswari Pillai. (7.5. 2022). China’s Xi Proposes Global Security Initiative, The Diplomat

1 yorum

  1. Güzel bir konu..Çıkarlar söz konusu olduğunda, ülkelerin birbirlerinden nasıl vaz geçebildiğine ve rakiplerin de, kendi yararlarına yönelik “durumlardan” nasıl yararlanabileceklerine ilişkin bilinen hususların somut göstergeleri ortaya konmuş.
    Denizaltı konusunda, bir anlamda, “ötelenen” Fransa, aynı zamanda, ÇHC’ne karşı bir yapılanma olan AUKUS’un dışında bırakılmıştır. Bu noktada, Fransa’nın ÇHC ile ilişkilerini geliştirme çabaları ve olası ticari kazanımları, karşı hamle olarak değerlendirilebilir.
    ÇHC’nin ise; USA ile UK’nın ‘hegemonyalarına’ karşı Kuşak-Yol Projesinden sonra, Küresel Kalkınma Girişimi ve Küresel Güvenlik Girişimi düşüncelerini ortaya koyması; jeopolitik strateji açısından “karşı çevreleme” politikası olarak düşünülebilir. Bu yönde; AB’nin, NATO’dan bağımsız olarak “kendi güvenliğini sağlama” çabalarını ÇHC’nin desteklemesi, stratejik düzeyde, “hasmı zayıflatma” politikası olarak adlandırılabilir. Bu bağlamda; Ukrayna topraklarında “savaşın oluşmasına ortam yaratılmasının” Kuşak-Yol projesine etkileri nedir? sorusunun bir üst düzey sorusu ya da o soruya temel olacak anlamda, USA-UK’nin mi, yoksa ÇHC’nin mi “uluslararası arenada ve/veya rakiplere karşı etkili olma” ya da “rakipleri çevreleme” stratejileri “amaç ve hedeflere ulaşma” anlamında, daha uygundur? Sonuçta; sert yüzlü de olsa, güleryüzlü de olsa, her türlü emperyalizm kötüdür. İnsanlık dışıdır.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*