Rekabet Çağında Küresel Britanya ve Uluslararası Düzenin Şekillenmesine Etkisi I

Bu çalışmada, Birleşik Krallık (BK) Hükümetinin “Rekabet Çağında Küresel Britanya: Güvenlik, Savunma, Kalkınma ve Dış Politikanın Bütünleşik Olarak Gözden Geçirilmesi” başlıklı Siyaset Belgesi (Cabinet Office, 2021)  esas alınarak, söz konusu Belge’nin, uluslararası düzenin geleceği ile ilgili içerdiği önemli konulara değinilmesi amaçlanmıştır.

2 Temmuz 2021 tarihinde güncellenen Siyaset Belgesi aşağıdaki başlıklardan oluşmaktadır;

-Başbakanın önsözü

-Genel bakış

-Ulusal güvenlik ve 2030’a kadar uluslararası ortam

-Stratejik çerçeve

-Bilim ve teknoloji yoluyla sürdürülebilir stratejik avantaj

-Geleceğin açık uluslararası düzeninin şekillenmesi

-Ülkede ve denizaşırı ortamda dayanıklılığın inşası

-Bütünleşik (entegre edilmiş) incelemenin uygulanması.

Siyaset Belgesi’nin, yukarıdaki başlıklara ilave olarak üç eki bulunmaktadır. Bu çalışmada Siyaset Belgesi başlıklar halinde bölümlenmeyecek; Başbakanın, önsözde üzerinde durduğu hususlara dikkat çekildikten sonra, Belge’de yer alan ve uluslararası ilişkiler bağlamında önemli olduğu düşünülen ifadeler, bütünlük içinde verilmeye çalışılacaktır.

Başbakanın önsözde üzerinde durduğu hususların bir kısmı aşağıdaki gibi özetlenebilir:

BK gibi açık ve demokratik toplumların, daha rekabetçi bir dünya için uygun olduklarını göstermeleri gerekmektedir. Liberal demokrasi ve serbest piyasanın, insanlığın sosyal ve ekonomik ilerlemesi için en iyi model olmaya devam ettiği, gösterilmelidir.

Açık olmak için aynı zamanda güvende olmak gerekmektedir. BK halkının, ülkesinin ve demokrasisinin korunması için, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bugüne kadar, savunmaya yönelik en büyük yatırım programı başlatılmıştır. Terörle Mücadele Operasyon Merkezi ve Ulusal Siber Güç gibi yeni yetenekler hayata geçirilecektir. Pandemiden ders alarak, Hükümet merkezinde yer alan yeni bir Durum Merkezi ile ulusal direnç güçlendirilecek, veri kullanımı ve gelecekteki krizlerin öngörülmesi ile bunlara yanıt verme yeteneği geliştirilecektir.

BK, 2050 için net sıfır hedefi koyan ilk gelişmiş ekonomidir. Yeşil teknolojilerde İngiliz araştırma ve geliştirmesi finanse edilerek benzeri görülmemiş bir yeni yatırım programına başlanacak, gelişmekte olan dünyaya Uluslararası İklim Finansmanı ile yardım edilecektir.

Kraliyet Donanması için yapılmış en büyük iki savaş gemisinden biri olan uçak gemisi Queen Elizabeth, 2021’de, Akdeniz, Orta Doğu ve Hint-Pasifik’i ziyaret edecek, yirmi yıl boyunca en iddialı küresel konuşlanmaya sahip ülke olarak BK’nın, bir İngiliz ve müttefik görev grubuna liderlik etmesi sağlanacaktır. Queen Elizabeth, müttefikler ve ortaklar ile – özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile – birlikte çalışabilirliği, NATO ve uluslararası deniz güvenliğini desteklemekte sonuç alıcı askeri güç olma yeteneğini gösterecek, icra edeceği görev ile Hükümetin dünya çapındaki müttefikleri ve ortaklarıyla bağlarını derinleştirmesine yardımcı olacaktır.

2030’a kadar, ilgili taraflara karşılıklı yarar sağlayan ticaret, ortak güvenlik ve ortak değerleri destekleyen, en üst düzeyde kapsamlı bütünleşik varlığa sahip Avrupalı ortak olarak Hint-Pasifik bölgesine angaje olunacaktır.

Afrika’da, Nijerya gibi önemli ortaklarla aktif olunacaktır.  Ortadoğu ve Körfez’de, kendi güvenliğini sağlamada giderek daha fazla kendine güvenen bu bölgeyi desteklemek için ticaret, yeşil inovasyon, bilim ve teknoloji işbirliğine dayalı gelişen ilişkiler güçlendirilecektir.

Yapay zekâ gibi kritik alanlarda öncülük tesis edilerek bilimsel araştırma ve yenilik için ilgili performans ölçütlerinde dünyada en az üçüncülüğü sürdüren bir Bilim ve Teknoloji (B&T) Süper Gücü olunacaktır. BK, kendini ve benzer demokrasileri korumak için teknoloji, siber, dijital ve veri ile ilgili küresel düzenlemelerin ön saflarında yer alacaktır. Entegre askeri yeteneklere sahip nükleer silahlı güç olmaya devam edilerek, dinamik bir uzay programı ile birlikte dünyanın önde gelen demokratik siber güçlerinden biri olunacaktır.

BK, puan tabanlı göçmenlik sistemi aracılığıyla denizaşırı ülkelerden en iyi ve en parlak kişileri kendine çekerek uluslararası inovasyon ve yetenek için bir çekim merkezi olacaktır.

Belge’de yer alan, uluslararası düzeni doğrudan/dolaylı etkileyebilecek, öne çıkan diğer hususlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Belge’de BK’nın, açık ekonomi ve geniş diasporaya sahip deniz ticareti ulusu olarak küresel çıkarları olan bir Avrupa ülkesi olduğu belirtilmekte, gelecekteki refahın, Hint-Pasifik, Afrika ve Körfez gibi dünyanın dinamik bölgeleriyle geliştirilecek ekonomik bağlantılar ve Avrupa ile ticaret sayesinde artacağı ifade edilmektedir. Küresel Britanya’nın ön koşulunun, yurttaşların ülkede güvenliği ve BK’nın güvenlik odağının yoğunlaşacağı Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği olduğunun altı çizilmektedir. 

Belge’de diplomasiyi ön planda tutan bir yaklaşım sergileneceği iddia edilerek, örneğin, Hint-Pasifik’e daha fazla angaje olunduğunda bölgesel güç dengesine uyum sağlanacağı, diğerlerinin çıkarlarına saygı duyulacağı, Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (Association of Southeast Asian Nations-ASEAN) ve Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve Yenilikçi Anlaşma (Comprehensive and Progressive Agreement for Trans-Pacific Partnership-CPTPP) gibi mevcut olan yapılarla birlikte çalışma yöntemlerinin araştırılacağı ifade edilmektedir.

Başbakanın 2030 vizyonunu karşılamak için, hükümetin kullanabileceği tüm araçları birleştiren uzun vadeli stratejik bir yaklaşıma ihtiyaç olacağı ifade edilmekte ve bu yaklaşıma yönelik olarak aşağıdaki hususlara dikkat çekilmektedir:

-Çin’in artan uluslararası iddiası ve Hint-Pasifik’in artan önemi gibi jeopolitik ve jeoekonomik değişimler;

-Devletlerarasında, demokratik ve otoriter değerler ile hükümet sistemleri arasındakiler de dâhil olmak üzere, sistemik rekabet;

-Teknolojide süratli değişim, iklim değişikliği, biyogüvenlik riskleri, terörizm ve organize suçlar gibi ulusötesi sorunlar.

Belge’de Stratejik Çerçeve bağlamında belirlenen kapsayıcı ve birbirini destekleyen dört hedef tespit edilmiştir. Bunlar:

Bilim ve teknoloji (B&T) yoluyla stratejik avantajı sürdürmek: BK, küresel bir B&T ve sorumlu siber güç olarak konumunu güçlendirecektir. Bunun, önümüzdeki on yılda, ekonomik, siyasi ve güvenlik avantajları elde etmek ve müttefikler ve ortaklarla işbirliği içinde uluslararası normları şekillendirmek için hayati olacağı, ifade edilmektedir.

Geleceğin açık uluslararası düzenini şekillendirmek: Uluslararası sistemi canlandırmak için BK’nın gücünü kullanacağı ve ortakları ile birlikte çalışacağı ifade edilmektedir. Bunu yaparken, dijital çağda ilerledikçe, dünyanın, açık toplumların ve açık ekonomilerin gelişebileceği bir yer olmasının temin edileceği vurgulanarak, demokrasiler ve evrensel değerlerin savunulması için daha elverişli bir dünya yaratılacağı belirtilmektedir. BM ve küresel ticaret sistemi gibi uluslararası düzenin mevcut yapısının güçlendirilmesine ve yenilenmesine, siber uzay, gelişen teknoloji, veri ve uzayla ilgili normların oluşturulmasına çalışılacağı ifade edilmektedir.

Yurt içinde ve deniz aşırı ortamda güvenliğin ve savunmanın güçlendirilmesi: Fiziksel ve çevrimiçi dünyada güvenliğe yönelik zorlukları ele almak için müttefikler ve ortaklarla birlikte çalışılacağı ifade edilerek; Rusya’nın güvenlik için en önemli tehdit olmaya devam ettiği Avrupa-Atlantik’te, NATO’nun, kolektif güvenliğin temeli olmaya devam edeceği belirtilmektedir.  İlave olarak, giderek artan sayıda ulusötesi devlet tehdidine, radikalleşme ve terörizme, organize suçlara ve silahların yayılmasına yanıt vermede BK’nın kendi kapasitesini ve dünya çapındaki benzer düşünceye sahip ulusların kapasitelerini geliştirmeye daha fazla önem vereceği açıklanmaktadır.

Yurt içinde ve yurt dışında dayanıklılık oluşturma: Aşırı hava olayları gibi doğal tehlikeler ya da siber saldırılar gibi tehditlerden kaynaklanan güvenliğe ve refaha yönelik her riski tahmin etmenin veya önlemenin mümkün olmadığı kabul edilerek, dayanıklılığa daha fazla önem verileceği ifade edilmektedir. Dünyanın birbirine yakından bağlı doğasını kabul ederek, müttefiklerin ve ortakların riskleri öngörme, önleme, hazırlanma, bunlara yanıt verme ve risklerden kurtulma yeteneğinin geliştirileceği belirtilmektedir. Küresel sağlık direnci oluşturmanın yanı sıra, kontrol edilmediği takdirde insanlığın geleceğini tehdit eden uzun vadeli zorluklar olan iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybıyla mücadele çabalarına da öncelik verileceği Belge’de yer almaktadır.

BK’nın yaklaşımındaki süreklilik kapsamında değinilen en önemli husus, NATO aracılığıyla toplu güvenliktir. Bu kapsamda BK’nın, güvenliğine yönelik olarak özellikle Rusya’dan gelecek nükleer, konvansiyonel ve hibrit tehditleri caydırmak için müttefikleri ile birlikte çalışarak, NATO’da önde gelen Avrupalı ​​Müttefik olmaya devam edileceği ifade edilmektedir. NATO’nun gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) %2’sini savunmaya harcama prensibini aşmaya devam edileceği belirtilerek; 5. Madde yükümlülüğü uyarınca müttefiklerin savunmasına yönelik olarak nükleer ve taarruzi siber yeteneklerin deklare edilmeye devam edileceği açıklanmaktadır. 

Stratejik Çerçeve kapsamında hedeflere ulaşmanın, politikada bazı önemli değişiklikleri ve kaymaları içereceği de Belge’de yer almaktadır. Bunlardan öne çıkanlar aşağıya çıkarılmıştır:

Hint-Pasifik: Daha güçlü diplomatik ve ticari bağlarla, paylaşılan refahı ve bölgesel istikrarı desteklemek için Hint-Pasifik’te daha derin bir angajman sürdürüleceği ifade edilmektedir. Bu yaklaşım, Çin, Hindistan ve Japonya gibi bölgedeki güçlerin önemini kabul etmekte; Güney Kore, Vietnam, Endonezya, Malezya, Tayland, Singapur ve Filipinler de dâhil olmak üzere diğerlerini de kapsamaktadır. ASEAN gibi mevcut kurumlar aracılığıyla daha yakın ilişkiler aranacağı ve CPTPP’ye katılmaya çalışılacağı ifade edilmektedir.

Çin: Dünyada daha güçlü hale gelen Çin’in, hayatın birçok yönü üzerindeki artan etkisine uyum sağlamak için daha fazlasının yapılacağı belirtilmektedir. BK, müttefikleri ve ortaklarının güvenliğine, refahına ve değerlerine karşı Çin’in yarattığı sistemik zorluğa yanıt verme yeteneklerini geliştirerek, Çin ve halkı hakkında daha iyi bir anlayış geliştirileceği vurgulanmaktadır. Ulusal güvenlik ve değerler korunurken Çin ile olumlu bir ticaret ve yatırım ilişkisini sürdürmeye devam edileceği belirtilmekte; iklim değişikliği gibi ulusötesi zorluklarla mücadelede Çin ile işbirliği yapılacağı ifade edilmektedir.

Belge’de 2030’a doğru Uluslararası ortam ve Ulusal Güvenlik bağlamında daha rekabetçi ve çok kutuplu bir dünyaya doğru ilerlerken, küresel gücün doğası ve dağılımının değiştiği vurgulanmaktadır. Önümüzdeki on yılda, BK ve değişen uluslararası düzen için dört kapsayıcı eğilimin özellikle önemli olacağı ifade edilmektedir. Bunlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

Jeopolitik ve jeoekonomik değişimler: Çin’in uluslararası alanda artan gücü ve iddiası, Hint-Pasifik’in küresel refah ve güvenlik için artan önemi ve yeni pazarların ortaya çıkması ile küresel orta sınıfın büyümesi gibi değişimler.

Sistemik rekabet: Devletler arasında ve devlet dışı aktörlerle rekabetin yoğunlaşması, farklı tarzlarda kendini göstermektedir: Uluslararası kurallar ve normlar üzerinde artan bir rekabet; güvenliği, ekonomiyi ve yaşam tarzını destekleyen kurumlarla çatışan rakip jeopolitik ve ekonomik etki ve değer bloklarının oluşumu; otoriter devletler ve kötü niyetli aktörler tarafından demokratik sistemlerdeki güvenlik açıklarının kasıtlı olarak hedeflenmesi; devletlerin diğerlerini engellemek ve zorlamak için giderek artan oranda farklı vasıtalar kullandıklarında, savaş ve barış arasındaki sınırın test edilmesi.

Hızlı teknolojik değişim: Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme toplumlarımızı, ekonomilerimizi yeniden şekillendirecek ve hem devletlerarasındaki hem de vatandaş, özel sektör ve devlet arasındaki ilişkileri değiştirecektir. B&T olağanüstü faydalar sağlayacak, ancak aynı zamanda yoğun bir sistemli rekabet arenası olacaktır.

Ulusötesi zorluklar: İklim değişikliği, küresel sağlık riskleri, yasadışı finansman, organize suçlar ve terörizm gibi konular bu kapsamdadır. Bunlar, ortak güvenliği ve refahı tehdit etmektedir. Bunların üstesinden gelmek toplu eylem ve çok taraflı işbirliği gerektirmektedir. Ulusötesi zorluklardan iklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kaybı, küresel dayanıklılık için en ciddi testleri oluşturmakta ve özellikle acil eylem gerektirmektedir.

Bir sonraki çalışmamızda, “Jeopolitik ve jeoekonomik değişimler: çok kutuplu bir dünyaya doğru hareket” alt başlığı ile Siyaset Belgesi’nin incelenmesine devam edilecektir.

KAYNAKÇA

Cabinet Office (Updated 2 July 202), Policy paper, Global Britain in a Competitive Age: The Integrated Review of Security, Defence, Development and Foreign Policy

2 yorum

  1. Demek ki neymiş ; işin içinde ekonomik refah yani para varsa, ideoloji, birliktelik ,milliyetçilik falan hikaye. Ekonomik güç geçmişte de, bugün ve gelecekde de asli unsur olmaya devam edecek. Hani şu bizde hiç olmayan , olacakmış gibi de gözükmeyen . Emeğinize sağlık.

  2. Tipik bir İngiliz yaklaşımının plana-belgeye dökülmüş sonuçları; amaç, çıkar ve “küresel kontrolü” yitirmemek…

    Görevlerini iyi saptamışlar..

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*