Rusya-Ukrayna Savaşının Hatırlattığı Bir Gerçek: Silah Ticareti

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın 56. gününde, Rusya’nın, Ukrayna’nın doğusundaki saldırıları devam ederken; Rusya Lideri Putin, testi başarıyla gerçekleştirilen Sarmat kıtalararası balistik füzesinin, “Rusya’nın düşmanlarını iki kez düşünmeye sevk edeceğini” ileri sürdü. Rus yetkililerin yaptığı açıklamada, sahip olduğu menzil ve tahrip yeteneğiyle Sarmat’ın, dünyanın en gelişmiş nükleer füzesi olduğu iddia edilmekte ve yer kürede her hedefi vurabileceği belirtilmektedir (The Moscow Times, 20.4.2022).

Putin’in sözleri, silahlanma yarışında gelinen noktanın ürkütücü boyutunu ortaya koyarken, insanlığın, uluslararası barış ve güvenliğin tesisinde ne kadar başarısız olduğunu da gözler önüne sermektedir. Bu çalışmada, Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (Stockholm International Peace Research Institute-SIPRI) verileri esas alınarak, dünya genelinde yürütülen silah ticareti üzerinde durulacak ve edinilen bilgiler, çalışmanın sonunda yorumlanacaktır.

 SIPRI’nin silah ticaretine yönelik çalışması, ana silahları/silah sistemlerini kapsamaktadır. Bunlar: Uçaklar, hava savunma sistemleri, denizaltılara karşı kullanılan silah sistemleri, zırhlı araçlar, topçu silahları, askeri silah sistemlerinin motorları, füzeler sensor cihazları, keşif uyduları, gemiler ve diğerleridir (12,7 mm. çapındaki silahlar, güdümlü tanksavar silahları, 57 mm. çapındaki taretler vb.).

SIPRI’ye göre, silah ihracatında dünyada ilk onda yer alan ülkeler, bu ülkelerin, küresel düzeyde silah ihracatındaki payları ve en fazla silah sattıkları ülkeleri gösteren çizelge aşağıya çıkarılmıştır.

Silah ihracatında dünyada ilk onda yer alan ülkeler, bu ülkelerin silah ihracatındaki payları ve en fazla silah sattıkları ülkeler

Kaynak: SIPRI Arms Transfers, Database, Mar. 2021

SIPRI verilerine göre, silah ihracatı yapan ilk on ülkenin dünya silah ihracatındaki payı; 2016-2020 arasında %90.3, 2011-2015 yılları arasında ise, %87.4’dır. Bir başka ifadeyle, ilk on ülke, 2011-2015’e göre 2016-2020 yılları arasında küresel düzeyde silah ihracatındaki paylarını artırmışlardır.

Silah ihracatında ilk altıya giren ülkelerden ABD, Rusya, Fransa, Çin ve Birleşik Krallık, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu olan BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan ülkelerdir. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan ülkelerin dünya silah ihracatındaki payı; 2016-2020 yılları arasında %73.7, 2011-2015 yılları arasında ise %73.8’dir. Bir başka ifadeyle, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkeler, dünya silah ihracatının yaklaşık olarak ¾’ünü gerçekleştirmektedirler ve 2011-2020 yılları arasında bu alandaki konumlarını muhafaza etmişlerdir.

ABD, Fransa, Almanya, İsrail ve Güney Kore’nin, 2011-2015 dönemi ile karşılaştırıldığında, 2016-2020 yılları arasında, dünya silah ihracatındaki paylarının arttığı görülmektedir. Özellikle, Fransa’nın payındaki artış dikkat çekicidir. Dünya genelinde 96 ülkeye silah ihraç eden ABD, 2016-2020 yılları arasında ihraç ettiği silahların yaklaşık %47’sini Ortadoğu ülkelerine satmıştır.

Dünya genelinde, en çok silah alan ülkeler sırasıyla Suudi Arabistan, Hindistan, Mısır, Avustralya ve Çin’dir.

Silah ticareti hacmi, günümüzde, dünya genelinde 30 milyar dolara yaklaşmaktadır, 1981-1985 yılları arasında bu rakam 40 milyar doları aşmıştı, Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru, 1986-1990 yılları arasında ise, 35 milyar doların üstündeydi (Wezeman vd. 2021, s.1).

İnsanlık, 2003 yılı itibarıyla son 3400 yılın sadece 268 yılında savaş olmaksızın yaşamıştır (Büyükışık, 2020, s.19). İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde de, bu eğilim devam etmektedir. Bu dönemde tanık olunan ve en ölümcül diyebileceğimiz sekiz savaşı şöyle özetleyebiliriz: İkinci Kongo Savaşı, Suriye İç Savaşı, Darfur Krizi, Irak Savaşı, Afganistan Savaşı, Boko Haram örgütüne karşı yürütülen savaş, Yemen İç Savaşı, Ukrayna-Rusya Savaşı. Çalışmamızda, bu savaşların tarafları ve çıkış nedenlerine değinilmeyecek, insan kayıpları vurgulanacaktır.

İkinci Kongo Savaşı’nda (1998-2003),  çoğunluğu sivil olmak üzere, yaklaşık olarak 3 milyon insan hayatını kaybetti. Ülkede ortalama yaşam süresinin 70 yıldan 55 yıla inmesine neden olan Suriye İç Savaşı’nda, doğrudan ya da dolaylı olarak, yaklaşık 470 bin insanın öldüğü tahmin edilmektedir. Sudan’ın batısında yer alan Darfur’da yaşanan krizde, 300 bin insan yaşamını yitirirken, yaklaşık 3 milyon insan yaşadığı yerlerden göç etmek zorunda kaldı. Irak Savaşı’nda, 2003-2010 yılları arasında, 85 bin Iraklı sivil yaşamını yitirdi; 2013-2016 yılları arasında yaşanan kaotik ortamda hayatını kaybeden sivillerin sayısının ise, 50 binden fazla olduğu tahmin edilmektedir. 2001-2016 yılları arasında tanık olunan Afganistan savaşında yaşamını yitiren insanların sayısı, yaklaşık 65 bindir. Boko Haram’ın saldırıları sonucunda, yaklaşık 11 bin insan öldürüldü, 2 milyondan fazla insan göç etmek zorunda kaldı. Yemen’deki çatışmalarda, 2016 itibarıyla 10 bin insan öldü, bunların 4 bini sivildi (Ray, Britannica). BM verilerine göre 2 Nisan 2022 itibarıyla Ukrayna’dan göç etmek zorunda kalan insanların sayısı, 4,1 milyona ulaştı (DW 2.4.2022). Kriz öncesinde Ukrayna’nın nüfusunun 37 milyon olduğu bilinmektedir. Bu savaşta yaşamını yitiren insanların sayısı sürekli artmaktadır. Bu kayıplara neden olan, insan yapımı ve ticari ürün olarak görülen silahlardır.

Elde edilen bilgiler aşağıdaki gibi yorumlanabilir:

Bu çalışmada, savaş olgusu reddedilmemekle birlikte, yaşanan bu trajedilerle, silah ticareti bağlamında, insanlığın kendine, samimiyetine ve kurduğu uluslararası sisteme ayna tutmasının zamanının çoktan geldiği hatırlatılmaktadır.

BM sözleşmesine göre meşru müdafaa hakkı ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına katılım dışında savaş yasak olmasına karşın, ülkeler, bekalarını sağlamak ve hasımlarına karşı caydırıcılıklarını sürdürmek maksadıyla silahlanmaktadırlar. Kendi ihtiyacını karşılayan ülkeler, silahı ticari bir ürün olarak gördüklerinde, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasının olanaksızlığı da beraberinde gelmektedir.

Silah ticareti yapan bir ülke, bu alanda yatırım yapmakta ve GSMH’sının bir kısmını, bu ürünlerden elde edilen gelir oluşturmaktadır. Yapılan yatırımla, ülke içinde istihdam sağlandığı da bir gerçektir. Ancak, aynı ülke, ürettiği silahı/silahları bir başka ülkeye sattığında, aynı zamanda, bölgesel ve küresel düzeyde silahlanmayı da tetiklemektedir. Silah satılan ülkenin hasmı, güvensizlik duygusuyla, kendisinin de silahlanması gerektiğini düşünmekte ve bu sarmal devam ederek büyümektedir.

Arz-talep dengesi üzerine kurulu olan Ekonomi biliminin kuralları silah ticaretinde de geçerlidir. Bir ürüne ihtiyaç duyulmalı ki, o ürüne talep artsın ve üreten, piyasanın ihtiyaç duyduğu arzı karşılayacak üretimi gerçekleştirebilsin. Bu durumda, o ürüne ihtiyaç duyulmasını sağlayacak ortamın oluşturulması ve alıcıya yapılacak yönlendirme/ikna etme/zorlama konusu devreye girmektedir. Uluslararası ilişkilerde büyük güçlerin bu tür faaliyetlerine sıkça tanık olunmaktadır. Bu da, insanlığın sürekli savaş durumunda yaşamasının en önemli nedenidir.

BM sistemi içinde uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasından sorumlu BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ülkelerin, silah ticaretinden aslan payını almaları, bu konuda gelinen noktayı gözler önüne sermektedir. Bir Türk özdeyişi olan “Ön teker nereye giderse, arka teker de oraya gider.” ifadesi, yaşanan tabloyu açıkça orta koymaktadır.

İnsanlık, silahlanarak değil, diplomasi ve uzlaşma yeteneğini geliştirdiği, karşılıklı endişeleri anlayan ve gideren bir anlayışı hâkim kıldığı sürece, uluslararası barış ve güvenlik kalıcı hale gelebilir. Aksi halde, yüzlerce yıldır denenen sistem devam edecek; kan, gözyaşı, ayrılık, göç, açlık ve ölüm karşılığında, daha gelişmiş silahlar icat edilerek, korku ikliminde, hepimizin öngörebildiği sona adım adım yaklaşılacaktır. Bunun önlenebilmesi, küresel düzeyde kamuoyu farkındalığının artması ile mümkün olabilir.

KAYNAKÇA

Büyükışık, E. (2020). İnsan ve Savaş, Kırmızıkedi, İstanbul.

DW. (2.4.2022). BM: Ukrayna’yı terk edenlerin sayısı 4,1 milyonu aştı

Ray, M. 8 Deadliest Wars of the 21st Century

Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), Sources and methods

The Moscow Times. (20.4.2022). Sarmat Missile Will Make Russia Foes ‘Think Twice’ – Putin

Wezeman, P.D. vd. (March 2021) Trends in International Arms Transfers, 2020, SIPRI Fact Sheet.

6 yorum

  1. Bizim kanaatimizce milletlerarası siyasi emniyetin gelişmesi için, ilk ve en mühim şart, milletlerin hiç olmazsa barışı muhafaza fikrinde samimi olarak birleşmesidir.

    Biz iktisadi genişliğin temelini de, ancak her milletin refahla yaşamaya ve ilerlemeye hakkı olduğunu kabul eden bir zihniyetle bütün milletlerin birlikte çalışmaları yolunun bulunmasında görüyoruz.

    Mustafa Kemal ATATÜRK – 1 Kasım 1932

    Bu sözüyle, Ebedi Önderimiz Büyük ATATÜRK, çözüm yolunu yüzyıl öncesinden göstermiş…İyi irdelenmeli…Ama, hangi ülkelerin işine gelmez ?

  2. En ölümcül savaşları sayarken İran-Irak savaşını değerlendirme dışı bırakmışsınız. Bir diğer husus da Amerika’nın Irak’ı işgali sırasındaki sivil kayıp sayısı bana çok gerçekçi gelmedi.

  3. İnsanlığın diger bir deyişle mazlum/ akilsiz halkların çektiği acıların sebebinin yine başka insanlar/ uluslar olduğunu bilmek ne büyük bir ironidir. Habilin Kabil’i öldurmesiyle başlayan kavga dünya döndükçe sürecek gibi duruyor.

  4. Güzel bir çalışma, bir çok alanda fikir veriyor, muhakeme imkanı sağlıyor. Eline ve kalemine sağlık. Süpergüç veya bölgesel güç olma mücadelesi veren ülkelerin liderliği maalesef savaşta doğrudan veya dolaylı yer almaları sonucunda güçlendiğinden, barış sadece temenni olarak politik söylemlerde kalmaktadır. Hatta barışı savaşarak veya savaşı destekleyerek elde ettiklerine inanmaktadırlar. Birde ekonomik getirisi dikkate alınınca savaşların bitmesini beklemek hayal olacaktır.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*