Rusya-Ukrayna Savaşı Örneğinde Hindistan’ın Dış Politikasını Anlamak

Hindistan ve Komşuları

Kaynak: https://www.nationsonline.org/oneworld/india_map.htm

Bu çalışmada, halen devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı esnasında, Hindistan’ın izlediği dış politika incelenecek, Hint dış politikası üzerinde etkili olan sorunlar ve güçler arasındaki denge arayışı üzerinde durulacaktır.

İngiliz yönetiminin 15 Ağustos 1947 tarihinde sona ermesiyle, bağımsız bir devlet olarak (Encyclopaedia Britannica) uluslararası toplumda yerini alan, günümüzde Asya kıtasının önemli ülkelerinden biri olan Hindistan, 2,973,190 milyon km2 yüzölçüme sahiptir. Kuzeyinde Pakistan, Çin, Nepal, Bhutan; doğusunda Myanmar ve Bangladeş ile sınır komşusu olan Hindistan; güneyinde Bengal Körfezi, Hint Okyanusu; batısında ise, Arap Denizi ile çevrelenmiştir.

Satın alma paritesi esas alındığında, 2020 verilerine göre, Hindistan’ın Gayrı Safi Milli Hasılası 8,907.120 Trilyon dolardır (Statistics Times, 2021); bu rakam, Hindistan’ın, Çin ve ABD’den sonra dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olduğunu göstermektedir. Çin’den sonra dünyada en fazla nüfusa sahip olan Hindistan, 1,380,004,385 Hintliye ev sahipliği yapmaktadır (Worldometer, 2022).

Yukarıdaki verilere ilave olarak, Hindistan’ın 156 savaş başlığı ile nükleer silaha sahip bir güç olduğu (Arslan, 2022a) ve 72,8 milyar dolarlık yıllık askeri harcama ile dünyada ABD ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer aldığı (Arslan, 2022b) belirtilmelidir. Hindistan, 1950 Anayasasına göre, 29 eyaletten oluşan bir cumhuriyet olarak tanımlanmaktadır. 500’den fazla kast ve kabilenin bulunduğu ülkede, resmi dil Hintçe olmasına rağmen, 22 yerel dil, Anayasa tarafından kabul edilmiştir (Musayev, 2015, s. 282).

Hindistan, sosyal ve siyasi olarak, çatışmalardan kaçınmayı ilke edinmiş bir ülkedir. Çatışmalardan kaçınmak başarılamadığında, olası zararı en az seviyeye indirme gayreti içinde olmak amaçlanmaktadır (Musayev, 2015, s. 284). Bu çerçevede, Hindistan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından, başbakanlığın yanı sıra dışişleri bakanlığı görevini de üstlenen Pandit Cevahirlal Nehru, iki kutuplu dünya düzeninin olduğu bir dönemde, “bağlantısızlığı” dış politika ilkesi haline getirmiştir.

Bağımsızlık sonrasında Hindistan’ın gündemi, barış ve işbirliğini teşvik etmek için, eski sömürge uluslarla yeni ilişkileri teşvik etmeye yönelikti. Ancak, Çin ve Pakistan gibi komşularıyla yaşanan çatışmalar, Hindistan’ın dış politikasında değişikliklere yol açtı ve ülke dış ilişkilerinde tarafsızlığını sürdüremedi (Swaniti Initiative, s. 1).

Soğuk Savaş döneminde SSCB, ekonomik ve askeri olarak Hindistan’ın en önemli tedarikçisi oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Hindistan, Rusya ile ticari ilişkilerini sürekli geliştirdi. 2021 verilerine göre, Hindistan’ın Rusya’dan ithalatı 8,69 milyar dolar, Rusya’ya ihracatı ise 3.18 milyar olarak gerçekleşti (The Economic Times, 6.4.2022). SSCB’nin dağılmasının ardından ülke ekonomisinin zayıflaması üzerine, Hindistan’a yabancı sermayenin girmesi bir ihtiyaç olarak görüldü. Bu süreç, aynı zamanda, Hindistan ekonomisinin dünyayla bütünleşmesini kolaylaştırdı ve Hindistan ekonomisi 1990’lardan itibaren sürekli büyüdü.

Ukrayna’da devam eden savaş ve bu savaşın uluslararası toplumda yarattığı gruplaşmalar; nükleer güce sahip, büyük ve gelişen ekonomisinin yanı sıra artan askeri harcamaları ile öne çıkan Hindistan’ın dış politikası hakkında yeni soruları gündeme getirmeye başladı. Hindistan’ın Hint-Pasifik’te ABD, Japonya ve Avustralya ile oluşturduğu Dörtlü Güvenlik Diyaloğuna (Dörtlü) bağlı kalıp kalmayacağı ya da Rusya ve Çin ile birlikte hareket edip etmeyeceği sorgulanmaya başladı. Bu süreçte, BM Genel Kurulunda, Ukrayna’ya saldırdığı gerekçesiyle Rusya’yı kınamaya yönelik oylamada, Hindistan’ın çekimser kalması (sondakika.com, 2.3.2022), dikkat çekti ve uluslararası ortamda bu tercihin nedenleri tartışılmaya başlandı.

Hindistan’ın dış politika tercihleri, bölgesel sorunların etkisinde, bölgesel/küresel güçler arasında denge arayışı zemininde şekillenmektedir. Bu kapsamda, komşusu Çin ve Pakistan ile yaşadığı sorunlar, Hint dış politikası üzerinde etkilidir. Hindistan’ın, Çin ile sınır sorunu, bölgesel liderlik ve Çin’in bir bölgesi olan Tibet’in lideri Dalay Lama’nın, adeta sürgündeki bağımsız bir devletin lideri gibi 1960’dan bu yana Hindistan’da yaşaması ve Hindistan’ın kuzeydoğusuna yaptığı ziyaretin Çin yönetiminde yarattığı rahatsızlık gibi sorunları bulunmaktadır. Hindistan’ın Pakistan ile sorunu ise, Cemmu ve Keşmir bölgesinin aidiyeti ile ilgilidir.

Hindistan’ın ABD ve Hint-Pasifik’teki diğer ABD müttefikleri ile stratejik ortaklığı, bölgede iddialı bir Çin’i kontrol etmenin zorluğunu dikkate alarak, son yıllarda daha da gelişti. Bununla birlikte, Rusya, askeri hazırlığı çerçevesinde, Hindistan için hala çok önemli bir ortaktır ve Delhi, Rusya’dan tehdit algısı konusunda Washington ile görüş birliği içinde değildir.

Çin’in askeri ve ekonomik yükselişinden kaynaklı değişen uluslararası ortam, Delhi’nin Washington ve müttefiklerine yaklaşmasının temel motivasyon kaynağıdır. Ancak süregelen Çin-ABD rekabeti ve son dönemde iyice bozulan Rusya-ABD ilişkileri, Pekin ve Moskova’yı stratejik olarak birbirine daha da yakınlaştırdı (Tourangbam, 14.3.2022). Bu ortamda, ABD yanlısı tutum izlemenin, Rusya ile olan ilişkilerinin sekteye uğramasına neden olacağını düşünen Hindistan, küresel ve bölgesel gerçekleri dikkate alarak, dış politika oluşturmaya çalışmaktadır.

Hindistan, Güney Asya’nın en önemli ülkesi olmasına rağmen, nükleer güce sahip ve sorunlar yaşadığı iki ülkeden oluşan bir dış çevre ile uğraşmak durumundadır. Bu ülkeler Çin ve Pakistan’dır. Ayrıca; bölgede, kara ve denizde, Çin’in güvenlik ve ekonomik boyutlu etkisi sürekli artmaktadır. Bu noktada, Hindistan’ın, Çin ve Pakistan ile ilişkilerine değinildiğinde, Hindistan’ın durumu daha da anlaşılır olacaktır:

Hindistan-Çin İlişkileri

Hindistan ile Çin arasındaki diplomatik ilişkiler 01 Nisan 1950’de başladı. İki ülke arasında, 1962’de yaklaşık bir ay süren ve sınırda gerçekleşen bir savaşa tanık olundu. Buna rağmen, her iki ülke, 1988’de ikili ilişkileri geliştirme aşamasına geldiler ve 1993’te Hindistan-Çin Sınır Bölgesinde Fiili Kontrol Hattı (Line of Actual Control – LAC) boyunca barış ve huzurun sürdürülmesine ilişkin bir anlaşma imzaladılar. Bu tarihten itibaren Çin ile ticari ve ekonomik ilişkiler büyük ilerleme kaydetti. 2000’de 2,92 milyar dolar olan Hindistan-Çin ikili ticaret hacmi, 2015’de 70,4 milyar dolara ulaştı (Swaniti Initiative, s.8). Günümüzde iki ülke arasındaki ticaret hacmi 125 milyar dolara ulaşmış durumdadır (The Economic Times, 14.1.2022).

Ticaret hacmindeki artışa rağmen, iki ülke arasındaki ilişkiler, yaşanan gerilimler nedeniyle yıprandı. Dalay Lama’nın ziyaretini kısıtlamak için Çin’den Hindistan’a yapılan resmi uyarı, iki ülke arasındaki ilişkileri gerginleştirdi (DW,1.4.2017). Hindistan’ın, “Asya-Pasifik ve Hint Okyanusu Bölgesi için ABD-Hindistan Ortak Stratejik Vizyonu”nu (The White HouseOffice of the Press Secretary, 2015) Ocak 2017’de imzalaması, iki ülke arasındaki ilişkileri olumsuz etkileyen bir başka gelişme olarak öne çıktı. Çin, Hindistan’ın, Pakistan ve Hindistan arasında aidiyeti tartışmalı olan Cemmu ve Keşmir bölgesinin kuzeyindeki Gilgit üzerinden Umman denizine kıyısı olan Gwadar’a bir geçiş koridoru inşa etmesine yönelik itirazlarını, görmezden geldi (Swaniti Initiative, s. 8).

Yukarıdaki gelişmelere ilave olarak, Hintli ve Çinli askerler arasında, Sikkim bölgesinde 50 günden fazla süren bir gerginlik yaşandı. Gerginliğin nedeni, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’na (PLA) bağlı bir ekibin, Bhutan’ın topraklarına giren Doklam Platosu bölgesinde bir pisti genişletme girişiminin Hindistan ordusu tarafından engellenmesiydi.

Yakın zamana kadar Hindistan, komşularına sağladığı kaynak ve diplomatik destek açısından kendisini bölgesel bir lider olarak görüyordu. Ancak, Çin, Güney Asya ülkeleriyle güçlü bağlar kurmaya başlayarak, Hindistan’ı ve komşularını alışılmadık bir durumla karşı karşıya bırakarak Hindistan’ın bölgesel liderliğini tartışmalı hale getirdi.

Çin’in, Nepal yollarına, limanlarına ve havaalanlarına yaptığı yatırımlar, Nepal-Çin ilişkilerini geliştirdi.  İlk kez 2014’de, Çin’in Nepal’deki yatırımları Hindistan’dan daha fazla oldu. Benzer bir şekilde Çin, Myanmar’ın en büyük ticaret ortağı haline geldi. Bangladeş, yaklaşık 25 milyar dolar değerindeki ekonomik ve sanayi bölgelerinin kurulması ve Bangladeş silahlı kuvvetleri teçhizatının yüzde 80’inin Çin’den gelmesiyle, Çin ile en fazla ticarete sahip ülke konumuna geldi. Bu durum, Hindistan’ın bölgedeki konumu açısından istikrarsızlık yarattı. Hindistan’ın, Japonya ile birlikte BM Güvenlik Konseyi daimi üyeliğine yönelik dış politika hedefinin, Çin tarafından engellendiği (Narasimhan, 15.4.2017), üzerinde durulması gereken önemli bir ayrıntı olarak dikkat çekmektedir.

Hindistan-Pakistan İlişkileri

1947’deki bağımsızlıktan bu yana, Hindistan ve Pakistan arasında süregelen ekonomik entegrasyon, işbirliği ve barış konusundaki görüşmeler, sürekli bir savaş tehdidi gölgesinde devam ediyordu. Bunun nedeni, Hindistan ve Pakistan’ın, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan Cemmu ve Keşmir bölgesinin kendilerine ait olduğu yönündeki hak iddialarıdır. İki ülke 1947-48, 1965, 1971 ve 1999’da savaştılar. Ancak yaşanan bu gerilimler, her iki ülkeyi de barışçıl ve işbirliğine dayalı ilişkiler başlatmak için çalışmaktan alıkoymadı. 2008’de başlatılan Cemmu ve Keşmir genelinde ticaret faaliyetleri, bu yönde atılan önemli bir adımdı (Sengupta vd, s. 4).

Her iki ülkenin iş çevrelerinde güven inşa etmeye yönelik olarak Eylül 2012’de, Gümrük İşbirliği Anlaşması, Karşılıklı Tanıma Anlaşması ve Ticari Şikâyetlerin Giderilmesi Anlaşması olmak üzere üç anlaşma imzalandı. Ancak, Ocak 2016’da, Pathankot’taki Hindistan hava kuvvetleri üssüne gerçekleştirilen saldırı tansiyonu yeniden yükseltti. Pakistan, Hindistan’ı Keşmir’de işlenen insan hakları ihlalleriyle eleştirince, gerilim tırmandı. Ayrıca, her iki ülke, birbirlerini casuslukla suçladıktan sonra diplomatik personelini geri çağırdı. Cemmu ve Keşmir bölgesinde BM’nin gözetimindeki Kontrol Hattı boyunca sürekli ateşler/ihlaller nedeniyle, ülkeler arasında imzalanan 2003 Ateşkes Anlaşması da çöktü (Swaniti Initiative, s. 8) .

Sonuç olarak;

Gücün çok sayıda aktör arasında dağıldığı bir uluslararası ortamda, dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olmasına rağmen, Hindistan, ABD-Çin, ABD-Rusya ilişkilerini dikkate alarak dış politikasında dengeyi muhafaza etmeye çalışmaktadır. İlave olarak, Rusya-Ukrayna Savaşında da görüldüğü üzere, kaybın çok büyük olacağı bir ortamda, dengenin düzenleyicisi “nükleer silah” olabilmektedir. Nükleer silahların dengeleyici özelliği, Hindistan-Pakistan ilişkilerinde de  görülebilir.

Soğuk Savaş sonrasında tam olarak oturmayan dünya düzeni içinde NATO’nun doğuya doğru genişleme eğilimi ile Rusya’nın güvenlik endişesi arasında tanık olunan Rusya-Ukrayna Savaşına, Hindistan’ın, bölgesindeki dengeleri bozacak biçimde dâhil olmasını gerektirecek bir neden bulmak oldukça güç görünmektedir. Belirsizlik ortamında, ülkeler arasında imzalanan antlaşmaların farklı/geniş açıdan yorumlanabileceği de belirtilmelidir.

KAYNAKÇA

Arslan, İ. (28.3.2022). Rusya-Ukrayna Savaşında Putin’den Bir Hatırlatma: Nükleer Tehdit

Arslan, İ. (17.3.2022). Ülkelerin Askeri Harcamaları ve Sağlanamayan Kalıcı Barış ve Güvenlik

DW. (1.4.2017). Dalai Lama visits northeastern India, despite Chinese warning

Encyclopaedia Britannica, Independence Day

Map of India, https://www.nationsonline.org/oneworld/india_map.htm

Musayev, M. (2015). Hindistan’ın Stratejik Önemi ve Dış Politika Yapısı, TİDSAD, Yıl:2, Sayı:5, s.277-289.

Narasimhan, SL. (15.4.2017). India-China relations: New Delhi needs better ties with neighbours to tackle Beijing’s String of Pearls

Sengupta, D., Mahmud, E. ve Iqbal, Choudhary, Z.  Cross-Line of Control Trade Peacebuilding and economic potential

Sondakika.com, (2.3.2022). Sadece 5 ülke “hayır” oyu kullandı! Birleşmiş Milletler Rusya’yı kınayan karar tasarısını kabul etti.

Statistics Times. (20.6.2021) List of Countries by GDP (PPP)

Swaniti Initiative. India’s Foreign Policy

The Economic Times. (14.1.2022). India-China trade grows to record $125 billion in 2021 despite tensions in eastern Ladakh

The Economic Times. (6.4.2022). India’s trade with Russia, Ukraine grew since FY21: Government to Parliament

The White House Office of the Press Secretary (25.1.2015) U.S.-India Joint Strategic Vision for the Asia-Pacific and Indian Ocean Region

Tourangbam, M. (14.3.2022). The New Geometry of India’s Foreign Policy

Worldometer. (2022). Countries in the world by population (2022)

6 yorum

  1. Uzun yıllar İngiliz sömürgesi olarak yaşayan bu halk bilindiği gibi müslümanların ayrılması ile büyük bir kültürel şok yaşamıştır. Halen Müslüman olarak Pakistan kadar nüfusun yerlerinde kaldığı da aşikardır. Günümüzde tüm büyük şirketlerin CEO larının Hintli olması tesadüf değildir, bilgisayar ve yazılım üzerine büyük bir gelişme gösterdiği bilinmektedir. Tüm bunlara karşın bölgesindeki liderliği Çin’e kaptırması tamamen bir Amerikan dizaynıdır. Hindistan artık Amerika’nın iyi bir müttefiki ve Çin’e karşı en büyük kozudur.

    • Büyük oyunun güzel bir yorumu, anılan bölge çerçevesinde…Kutlarım, Sn. İLGENLİ..Gerçi, diğer bölgelerde de benzeri “büyük oyun”lar farklı değil…

  2. Çin’in “Bir Kuşak, Bir Yol” projesi malum..Bu proje, ABD’nin küresel etkinliğini oldukça azaltacaktır. ABD, “kalpleri kazanarak değil”, “parayla, satın alma ile”, yerine göre “güç kullanma ile” koşulları sürekli olarak kendi çıkarlarına uygun olarak oluşturur.
    Çin ise, Afrika’daki yatırımlarda uyguladığı yöntemler çerçevesinde, o ülkelerin kalkınmasına her türlü katkıyı sağlayarak etkinlik sağlamaya çalışmaktadır, tabiiki borçlarını ödeyemeyenlere karşı da “haciz !” anlaşmaları yapmaktadır. Doç.Dr. İbrahim ARSLAN’ın bu konulardaki makalelerinin okunması önerilir.
    Dolayısıyla, Hindistan’ın, 3’üncü büyük ekonomi olsa da, bağımsız bir politika uygulayamamakta olduğu, bu yazıdan anlaşılmaktadır. Çin, RF, Hindistan, AB ve ABD; dünya barışı nasıl sağlanmalı ?

  3. Bağımsız(!) Hindistan, İngiltere nin uzaktan da olsa başıyla okeylemediği hiçbir dışpolitika adımını atamaz. Ancak yazınızda İngiltere nin adının bile geçmemesi ilginç. Sanırım geçen yıl yayımlanan, İngiltere dışpolitika stratejisi belgesinde Hint-Pasifik bölgesiyle de ilgili ifadeler geçiyor. Çalışmalarınızın devamı dileğiyle… Tşk.ler

    • İngiltere’nin Hint-Pasifik bölgesine yönelik yaklaşımını önümüzdeki günlerde ele alacağız. ABD’nin Hint-Pasifik Strateji Belgesi, AB’nin Stratejik Pusulası ve Birleşik Krallık’ın Küresel İngiltere anlayışı, Hindistan’ın stratejik duruşunu daha net anlamamıza yardımcı olacaktır.

  4. Hindistan dikkat çekilmesi gereken dünyadaki önemli ülkelerden biridir. Hocam bunu kısa metinde çok net olarak vurgulamış zaten. Kendisine teşekkür ediyorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*