Küresel Çekişmeler ve İbrahim Antlaşmaları Çerçevesinde Necef Zirvesi’nin Önemi

Necef Zirvesi

Kaynak: AP Photo/Jacquelyn Martin, Pool

Bu çalışmada, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in yanı sıra; BAE, Bahreyn, Fas, Mısır ve İsrail Dışişleri bakanlarının katılımıyla 28 Mart 2022’de gerçekleştirilen Necef Zirvesi esas alınarak, uluslararası ilişkilerin, karşılıklı etkileşim içinde olan dinamik yapısı üzerinde durulacaktır. 

İsrail’in ev sahipliğinde düzenlenen Necef Zirvesi’nin amacı, İsrail ve bazı Arap ülkeleri arasındaki ilişkileri normalleştiren “İbrahim Antlaşmaları” çerçevesinde, bölgesel güvenliği ve ekonomik işbirliğini tartışmaktı. Bilindiği üzere İbrahim Antlaşmaları, ABD’nin aracılığıyla 2020’de; İsrail-Bahreyn, İsrail-Fas, İsrail-BAE arasında imzalanan antlaşmalardan oluşmaktadır. Sudan’ın da İbrahim Antlaşmaları Deklarasyonuna imza koyarak süreci benimsediği belirtilmelidir.

İbrahim Antlaşmaları, Ortadoğu’da ve dünyada barışın tesisi ve güçlendirilmesinin, karşılıklı anlayış ve birlikte yaşam zemininde gerçekleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır. İbrahim Antlaşmaları ile imzacı taraflar, ortak çıkarlar ve sorumluluklar çerçevesinde, daha iyi bir geleceğe ulaşmaya çaba sarf edeceklerini deklare etmişlerdir (The Abraham Accords Declaration).

Mısır, 1979’da, İsrail ile barış antlaşması imzalayan ilk Arap ülkesidir. Ürdün’ün 1994’de İsrail ile barış antlaşması imzalamasından sonra, İbrahim Antlaşmaları ile BAE, Bahreyn ve Fas, İsrail’le barış antlaşması imzalayan Arap ülkeleri arasındaki yerlerini aldılar. Böylece İsrail, sadece komşusu Mısır ve Ürdün’le değil, Afrika kıtasının kuzeybatısında yer alan Fas’ın yanı sıra, Körfez bölgesindeki iki Arap ülkesi ile de barış antlaşması imzalamış oldu.

Türkiye, İbrahim Antlaşmalarını imzalayan Arap devletlerine özellikle BAE’ye tepki gösterirken; Suudi Arabistan, İsrail ile Arap ülkelerinin ilişkilerinin normalleşmesi halinde, bölgenin ekonomik, sosyal ve güvenlik açısından bundan yararlanacağını açıklayarak, İbrahim Antlaşmaları ile ilgili destekleyici tutum sergiledi (Congar, 2.4.2021).

Necef Zirvesi, İbrahim Antlaşmaları temelinde, bölgesel güvenlik ve ekonomik işbirliği gündemiyle düzenlenmesine rağmen Zirve’de İran, Rusya, enerji fiyatları ve Filistin olmak üzere dört farklı konu ele alındı (Hamzawy, 6.4.2022).

Katılımcıların, Zirve’de gündeme getirilen konularla ilgili farklı yaklaşımlarının olduğu görüldü. BAE, Bahreyn, Fas, Mısır ve İsrail,  ABD’nin İran’a yönelik politikalarından ve nükleer antlaşma müzakerelerinde bu ülkeye verilebilecek tavizlerden duydukları endişeleri dile getirdiler. Bu ülkeler, ayrıca, ABD’nin Orta Doğu’daki ortaklarına karşı yeterli olmadığını düşündükleri güvenlik taahhüdünden ve ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin bölgeye angajmanını sınırlama niyetinden duydukları rahatsızlığı ortaya koydular.

Zirve’de Mısır’ın tutumu özellikle dikkat çekti. Mısır, Zirve’yi, Ukrayna savaşındaki tarafsızlığını belirtmek ve ABD Dışişleri Bakanını, Mısır’ın Rusya ile olan bağlarının stratejik önemi konusunda, bilinçlendirmek için kullandı.

Blinken’ın beklentisi ise, diğer katılımcılardan tamamen farklıydı. Blinken, ABD’nin Rusya’ya karşı uyguladığı politikalara ve ABD’nin yükselen enerji fiyatlarını kontrol etme konusundaki beklentilerine yönelik olarak, katılımcı ülkelerden destek sağlamayı umuyordu.

Zirve’de sadece Blinken ve Mısırlı mevkidaşı, İsrail ile Filistin yönetimi arasındaki barış görüşmelerinin yeniden başlatılması gerektiğine değindi. Arap Dışişleri bakanlarının, İsrail tarafından düzenlenen bu Zirve’ye katılımı, İsrail ile Arap işbirliğinin artık İsrail-Filistin arasında iki devletli bir barış antlaşmasına bağlı olmadığı gerçeğini de açığa çıkardı. Necef Zirvesi’ndeki Arap katılımcılar, İsrail’i geçmişten tamamen farklı konumda değerlendirmektedirler. İsrail, günümüzde, bu ülkeler tarafından;

-ABD’nin azalan bölgesel rolü zemininde, bölgedeki mevcut çatışmaları kontrol altına almaya ve İran’ın artan etkisiyle mücadele etmeye yönelik bir müttefik;

-Ekonomik, ticari ve teknolojik bağların geliştirilebileceği bir ortak, olarak görülmektedir (Hamzawy, 6.4.2022).

İsrail Dışişleri Bakanı Yair Lapid, Zirve’nin, İran’a, Ortadoğu’daki yıkıcı tutumu ile mücadele etme konusunda, Arap ve İsrail kararlılığından endişe etmesi gerektiği mesajını verdiğini ifade etti. Buna karşın, İbrahim Antlaşmalarının bir diğer imzacısı olan Fas, İran konusunda daha az endişeli göründü. Fas, İsrail ve Filistin için iki devletli bir çözümün önemi konusundaki söylemini sürdürürken, İsrail ile ikili ekonomik, ticari ve güvenlik ilişkilerini güçlendirmenin yanı sıra; Cezayir ile Batı Sahra üzerindeki çatışmasında, ABD’den destek sağlamaya yönelik olarak, İsrail ile yakınlaşmadan yararlanmayı öngörüyordu.

Mısır hükümeti, Zirve’de, İran karşıtı bir bölgesel ittifak inşa etmekle daha az ilgilendi ve Arap-İsrail güvenlik işbirliğini, Ortadoğu’daki temel sorunları çözmeye yönelik kullanma eğilimi gösterdi. Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry’nin, Zirve’nin bitiminden bir gün sonra, Katarlı mevkidaşı ile Kahire’de düzenlediği basın toplantısında, Mısır’ın Necef Zirvesi’ne katılımının, Ortadoğu’daki diğer ülkelerle karşı karşıya gelmek üzere tasarlanmış bölgesel bir ittifaka katılım anlamına gelmediğini ifade etmesi, dikkat çekicidir.

Blinken’in Necef Zirvesi’ne katılımı, bölgede kötüleşen ABD konumunun gidişatını tersine çevirmeyi amaçlamasına karşın, Orta Doğu ülkeleri, Biden yönetiminin odak noktasının Orta Doğu’dan Asya’ya kaymasıyla ilgili endişelerini dile getirdiler. Bu endişelerin yansıması gecikmeden görüldü. ABD ve BAE arasındaki ilişkiler, Abu Dabi’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınamaktan kaçınmasıyla ciddi ölçüde olumsuz olarak etkilendi. Benzer bir tutumun, Veliaht Prens Muhammed bin Salman’ın, fiyatlardaki artışı kontrol altına almak için Batı’nın petrol üretimini artırma talebini reddetmesi ve önceki haftalarda Biden ile görüşmeyi kabul etmemesi nedeniyle, Suudi Arabistan tarafından da izlendiği ifade edilebilir.

Mısır ile birlikte diğer katılımcı ülkeler, ABD-Rusya çatışmasında tarafsızlık politikalarını değiştirmeyi kabul etmeyen bir yaklaşım gösterdiler. İlave olarak, Ürdün hükümetinin, davet edilmesine rağmen, Dışişleri Bakanının; zamanlama sorununu öne sürerek Zirve’ye katılmaması dikkatleri çeken bir başka gelişmeydi. 

Zirve sonunda yapılan ortak açıklamada, İsrail Dışişleri Bakanı “Biz burada ilerleme, teknoloji, dini tolerans, güvenlik ve işbirliğine dayalı bölgesel bir mimari inşa ederek tarih yazıyoruz.” ifadesiyle Zirve’nin önemini vurguladı (The Times of Israel, 28.3.2022).

Edinilen bilgiler aşağıdaki gibi yorumlanabilir:

-ABD’nin, Çin’le girdiği küresel mücadelede, önceliğini Hint-Pasifik bölgesine kaydırdığı bilinmektedir.

-Rusya-Ukrayna Savaşı, Ortadoğu ülkelerinin, bölgede güvenlik bağlamında ağırlığı azalan ABD ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmelerinde etkili oldu.

-2020 yılında imzalanan İbrahim Antlaşmaları, İsrail ile Ortadoğu’da yer alan bazı ülkeler arasındaki işbirliğini artırmaya yönelik bir mimari oluşturmaya yöneliktir ve bu çabaların, imzacı devletler tarafından, kalıcı bir forum haline getirilmesi öngörülmektedir.

-ABD yönetiminin İran’ın nükleer faaliyetleri ile ilgili olarak bu ülke ile görüşmeyi sürdürmesi, özellikle İsrail, BAE ve Bahreyn’i endişelendirmektedir.

-Mısır yönetiminin, Zirve’nin, bölgedeki ülkeleri karşılarına almaya yönelik bir ittifak girişimi olmadığı konusunda Katar’ı ikna çabası, Türkiye-Mısır ilişkilerinin yeniden ivme kazanmasına uygun zemin hazırlayabilir.

-İsrail ile Arap devletleri arasındaki ilişkiler, artık İsrail-Filistin arasında iki devletli bir barış anlaşmasına bağlı değildir. Gelinen noktada, Filistin yönetimi, İsrail karşısında daha da yalnızlaşmıştır.

-İsrail, ABD ile özel ilişkisinden dolayı,  Arap devletleri tarafından, bölgedeki sorunlarda çözüm yeteneğinden yararlanılabilecek önemli bir müttefik olarak görülmeye başlanmıştır.

-Rusya-Ukrayna Savaşı ve ABD’nin Hint-Pasifik’te Çin’i sınırlamaya yönelik çabalarının Ortadoğu’da yarattığı iklimde; ABD yönetiminin, Necef Zirvesi’nde bölge ülkelerinden beklediği desteği bulamadığı ileri sürülebilir.

– I. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere ve Fransa, II. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB ve özellikle ABD’nin etkili olduğu Ortadoğu’da, günümüzde yaşanan gelişmeler, bölgenin yeniden şekillendiğinin ipuçlarını vermektedir.

Uluslararası ilişkilerin dinamik yapısı içerisinde, özellikle Arap ülkelerinin, Ortadoğu’da güvenliğin sağlanması konusunda ABD’nin rolünün azaldığını düşündüklerinden; bölgede güvenliğin mutlak garantörünün ABD olmadığı bir ortama uyum sağlama çabası içine girdiklerini ifade etmek, yanıltıcı olmayacaktır.

KAYNAKÇA

Congar, K. (2.4.2021). S. Arabistan: İsrail ile normalleşmenin büyük faydaları var, ancak Filistin’in hakları iade edilmeli

Hamzawy, A. (6.4.2022), The Negev Summit’s Participants Had Wildly Different Goals

Magid, J. (29.3.2022) For Israel, the Negev Summit was all about Iran. For other participants, not so much

The Abraham Accords

The Times of Israel. (28.3.2022). Full text of Yair Lapid’s Negev Summit speech: Making history in Abraham’s footsteps

2 yorum

  1. Teşekkürler yazı için…TC’nin son dönemlerde; BAE, Mısır, Suudi Arabistan, İsrail ve de belki Suriye ile yakınlaşma çabalarının/girişimlerinin nedeni son paragrafta yer alan düşünce midir, yoksa ulusal bir yeni uluslararası (bölgesel) politika yaklaşımı mıdır?
    Ya da başka saikler mi? Sn. Yazar bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

  2. Elinize sağlık hocam. Ufuk açıcı bir çalışma olmuş. Ele aldığınız çalışma, Necef Zirvesi kapsamında küresel ve bölgesel dinamiklerin Ortadoğu’nun geleceğini nasıl şekilleneceğiyle ilgili önemli ipuçları vermektedir. Zirve’nin en dikkat çekici özelliklerinden biri, bölgesel aktör Türkiye’nin katılmamış olmasıdır. Bunun nedeni, bölgesel gelişmeleri takip edenler açısından hepimizin malumudur. Ancak bölgesel gelişmelerle ilgili alınan kararlarda, Türkiye’nin görüşlerinin dikkate alınmamasının yaratacağı tehlikelere de hazırlıklı olmak gerekmektedir. Dolayısıyla Türkiye, masada yer alarak bölgesel gelişmelerin kendi çıkarlarına zarar verecek şekilde gelişmesine meydan vermemelidir.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*