ABD’nin Hint-Pasifik Stratejisi II

Kaynak: Hint-Pasifik bölgesi

Bu çalışmada, ABD’nin Şubat 2022’de açıkladığı Hint-Pasifik Stratejisi yorumlanacaktır. Okurlarımızın; ABD’nin Hint-Pasifik Stratejisini Türkçeye çevirdiğimiz “ABD’nin Hint-Pasifik Stratejisi I” başlıklı çalışmamızı inceledikten sonra, bu çalışmamızı okumalarının daha faydalı olabileceğini belirtmek isteriz.

ABD, Pasifik okyanusunun kuzeyi, Kuzey Amerika, Pasifik okyanusunun güneyi ve Hindistan arasında kalan bölgeyi Hint-Pasifik bölgesi olarak tanımlamakta ve kendisini bu bölgeye ait bir ülke olarak görmektedir.

ABD, II. Dünya Savaşında Hint-Pasifik bölgesinde Japonya ile girdiği egemenlik mücadelesine atıfta bulunarak, ülkesinin güvende olmasının, Hint-Pasifik bölgesinin ABD çıkarlarına uygun biçimde şekillenmesi ile mümkün olabileceğini düşünmektedir.

ABD, Çin’in ekonomik, diplomatik, teknolojik ve askeri faaliyetlerle Hint-Pasifik bölgesinde etkinliğini artırdığını, böylece, II. Dünya Savaşından sonra bu bölgede ilk kez kendisine meydan okuyabilecek yeni bir gücün ortaya çıktığını kabul etmektedir. ABD; Çin’in faaliyetlerinin ABD ve müttefiklerinin yararına olmadığını, bundan dolayı, önümüzdeki süreçte bölgenin her noktasında varlık göstereceğini ilan etmektedir.

Strateji belgesinde; ABD’nin amacının, Soğuk Savaş dönemindeki gibi ideolojik kamplaşmaya girerek Çin rejimini değiştirmek olmadığı, Çin’den kaynaklanan meydan okumalara, müttefiklerle beraber ortak yanıt vererek, denge kurmaya çalışmak olduğu, iddia edilmektedir. Böylece, Çin’in ulaştığı kapasitenin de kabul edildiği, anlaşılmaktadır.

ABD, Strateji belgesinde, en yakın müttefikleri ve ortakları ile çıkarlarının ortak olduğunu ifade etmektedir. ABD; Avustralya, Japonya, Güney Kore, Filipinler ve Tayland ile bölgesel anlaşmalar yoluyla ittifakını derinleştirdiğini vurgulamaktadır. İlave olarak, Hindistan, Endonezya, Malezya, Moğolistan, Yeni Zelanda, Singapur, Tayvan, Vietnam ve Pasifik adaları dâhil olmak üzere önde gelen bölgesel ortaklarla ilişkilerini güçlendirdiğini belirtmektedir. Bu durum, ABD’nin, Çin’e karşı ortak kapasite oluşturmaya yönelik olarak her olanaktan yararlanmaya çalıştığını göstermektedir.

ABD, Strateji belgesinde, Hint-Pasifik bölgesinde sadece bölge içi ülkelerle değil, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ile de birlikte hareket edeceğini belirtmekte, NATO’nun bölgeye ilgisinin arttığını ifade etmektedir. Ayrıca, bir bölgesel uluslararası kuruluş olan ASEAN ile birlikte hareket edeceğini vurgulayarak, QUAD ve AUKUS benzeri güvenlik oluşumlarını da öne çıkarmaktadır. Her üç yapıda da Çin yer almamaktadır (Bu yapılarla ilgili özet bilgi, çalışmanın sonundadır.).

ABD, Çin’in bölge ülkeleri üzerinde baskı kurduğunu iddia ederek denizlerin ve gökyüzünün bölge ülkeleri tarafından serbestçe ve Uluslararası Hukuk kuralları çerçevesinde kullanılamadığını ifade etmektedir. ABD’nin, Strateji belgesinde, Çin’in egemenlik iddiasında bulunduğu Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizini belirterek, bu bölgelerin uluslararası kurallara uygun biçimde kullanılabilmesi gerektiğini iddia etmesi, dikkat çekicidir.

ABD, bölgede güçlü bir Hindistan’ı ortak olarak desteklediğini açıklayarak, Hindistan’ı, bölgede Çin’e karşı dengeleyici bir güç olarak görmektedir.

ABD, ortakları ile birlikte kurulmasına yardımcı olduğu ittifakların, örgütlerin ve oluşturulacak kuralların birbiri ile uyumlu olması gerektiği üzerinde durmakta, gerektiğinde bunların birlikte güncellenmesinin önemini belirtmektedir. ABD, oluşturulacak kapasitenin uyumlu ve sürekli olmasını öngörmektedir. Bu durum, ABD-Çin mücadelesinin uzun döneme yayılacağını göstermektedir.

ABD, bir yandan “tek Çin” politikasına bağlılığını ifade ederken, diğer yandan Çin’in, kendisinin bir parçası olduğunu iddia ettiği Tayvan üzerinde tasarrufta bulunmaktadır. ABD, Tayvan halkının geleceğini serbestçe belirleyeceği bir ortamın oluşturulacağını ifade ederek Çin’in en hassas olduğu dış politika konusunda, Çin’e karşı net olmayan bir politika izlemektedir.

Sonuç olarak;

-ABD’nin Hint-Pasifik Stratejisi özellikle Çin ve Kuzey Kore’yi hedef almaktadır.

-ABD, Hint-Pasifik bölgesinde bölge içi, bölge dışı ülkeler ve uluslararası örgütleri Çin’e karşı harekete geçirmektedir.

-ABD, kurduğu ittifak ilişkileri ile bölge ülkelerini Çin’e karşı gruplaştırmakta ve Çin’i özellikle denizden çevrelemeye çalışmaktadır.

-Bir savunma örgütü olan NATO’nun bölgeye ilgisinin arttığı iddia edilerek NATO’nun gerektiğinde Hint-Pasifik bölgesinde kullanılabileceği ima edilmektedir. Bununla ilgili olarak, ABD’nin, kendisine ve müttefiklerine yönelik herhangi bir saldırganlığı caydırmaya ve gerekirse yenilgiye uğratmaya hazır olduğu ve güç kullanmaktan çekinmeyeceği belirtilmektedir.

ABD, Hint-Pasifik Stratejisi ile, Çin’le uzun soluklu, kapsamlı bir mücadeleye girildiğini ilan etmektedir. 21. Yüzyılın, Çin-ABD karşılaşması ile şekilleneceğini ifade etmek yanıltıcı olmayacaktır. Sürdürülebilir büyümesi, kesintisiz enerji akışına bağlı olan Çin’in, deniz yoluyla enerji nakli dâhil, Malakka Boğazı ve Tayvan Boğazında sorunlarla karşılaşması mümkündür. Böyle bir ortamda, Çin’in “Kuşak ve Yol Projesi” kesintisiz uygulanabilir mi sorusu gündeme getirilebilir.

ASEAN, QUAD ve AUKUS hakkında özet bilgi:

ASEAN (Association of Southeast Asian Nations-Güneydoğu Asya Uluslar Birliği): 1967 yılında kurulmuştur. Üye ülkeler: Brunei, Endonezya, Filipinler, Kamboçya, Laos, Malezya, Myanmar, Singapur, Tayland, Vietnam’dır. Ekonomik büyümeyi, sosyal ve kültürel gelişmeyi amaçlamaktadır. Bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri, adalet ve hukukun üstünlüğünü esas alarak geliştirmeyi hedeflemektedir (asean.org).

QUAD (Quadrilateral Security Dialogue-Dörtlü Güvenlik Diyaloğu): ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya tarafından oluşturulmuş bir gruptur. 2004’de Hint Okyanusunda yaşanan tsunamiden sonra denizcilik alanında başlatılan işbirliği, zaman içinde geliştirilmiştir. Grubu oluşturan ülkeler, Çin’in yükselişine karşı güvenlik ve ekonomi alanında ilişkileri güçlendirmeye yoğunlaşmışlardır. Taraflar arasında ilk ortak tatbikat 2020’de gerçekleştirilmiştir (Smith, 2021).

AUKUS: Avustralya, İngiltere ve ABD’nin oluşturduğu Stratejik Savunma Antlaşmasıdır. İşbirliği, nükleer enerji ile çalışacak bir denizaltı sınıfı imal etmek amacıyla başlamıştır. Çin’in bölgedeki yükselişi tehdit olarak değerlendirilmiş ve ortak kapasite oluşturmak hedeflenmiştir. Böylece, ABD ilk kez, nükleer tahrik teknolojisini İngiltere dışında bir müttefiki ile paylaşmıştır (Wintour, 2021).

KAYNAKÇA

Association of Southeast Asian Nations. (1.4.2022)

Indo-Pacific Strategy of the United States, The White House, Washington February 2022.

Smith, S.A. (May 27, 2021). The Quad in the Indo-Pacific: What to Know 

Wintour, Patrick. (16 Sep 2021). What is AUKUS.

7 yorum

  1. Süper güçlerin çıkarı esas oluyor, çıkarları ne ise onu uyguluyorlar..TC açısından, ulusal özellikleri ve konumu gereği, eğitim, endüstri (4.0 ve +), tarım, sağlık ve ekonomi ana alanlarında, hakça bölüşüm bazında, yeterli düzeyde olmak; Büyük ATATÜRK’ün işaret ettiği ilkeleri gerektirmektedir.
    O zaman barışın gerçek ve güçlü korucusu olabiliriz, örnek tutumlarla..

  2. Mao ülkeyi kurarken kendi içinde ve hala tartışılan şu kararı İle Çin’i şekillendirdi; “Hedefe giderken bizimle aynı şeyleri düşünmese de ittifak olabiliriz “ Bu strateji ne kadar ahlaki gelir bilinmez lakin devletler arasında zaten ahlak işlemez. Süper gücünü dünyanın jandarması sıfatıyla göstererek dünyayı şekillendirmeye çalışan ABD ve yandaşı İngiltere karşılarında gittikçe büyüyen Çin için ne önlem alacaklarını şaşırdılar. Rusya’nın Ukrayna konusundaki hassasiyetini Çin Güney Çin denizinde de Tayvan için de gösterir, beklentisi yüksektir. ABD burada da NATO ve benzeri yapıları kullanarak hem ateşi tutacak bir maşa hem de maliyeti bölüşme derdinde . Özellikle Körfez harekatından sonra artık ABD’nin tek taraflı kendi askerlerini kullanarak bir çatışmanın içinde olmayacağı açık ve net ortaya çıkmıştır. Sevgilerimle

  3. Sn. Yazar;
    Bir önceki yazınıza yaptığım yorumda da yazdığım üzere, aynı konuda; RF, ÇHC ve AB/ Almanya açılarından da, görüş, saptama ve değerlendirmelerinizi bekliyorum.
    Güzel konular

  4. Amerika ve yardakçısı İngiltere dünyanın sonunu getirecekler. Kendisini dünyanın efendisi, diğerlerini maraba olarak gören Amerika ateşe maşa olmadan el süremez. En son örneği Rusya-Ukrayna. Gazı verdi. Ukrayna’ya ateşe attı.Çin ile de aynı şeyi deniyor. Ve doğrusunu söylemek gerekirse bu oyunu iyi oynuyorlar.

    • Tuna’cım gaz dedin aklıma getirdin neyi Türkiye’de ki fahiş enerji fiyatları ( hiç aklımdan çıkmıyor) değil elbet. Baltık denizi altına döşenen ikinci hat Kopenhag’da bitiyor biliyorsun ve bu hat yapım aşamasından sonuna kadar ABD karşı çıktı ve tam işletmeye açılacak Ukrayna krizi çıktı hani Rusya kış vakti ne çatışmadı diye eleştirildi ya buna zorladılar zaten Zelensky’nin seçilme süreci de bununla ilgili sayabilirsin ve sonunda lütufkar Biden açıklama yaptı AB nin gaz ihtiyacını kaya gazı yüklü LNG tankerle sağlayacağız ve tabi daha pahalı ve tabi AB ve Almanya’yı dize getirme operasyonu! belirttiğin gibi bu oyunu iyi oynuyorlar selam ve sevgiler

  5. Sayın İbrahim Arslan Bey,
    öncelikle bu güzel ve ilginç makaleniz için teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Konu ile ilgili farklı birkaç inceleme yazısı daha okudum. Buralardan aldığım küçük bir alıntı ve yorumlarımı da izninizle aşağıda sunuyorum. Elinize kaleminize sağlık.

    (Alıntı)
    Çin’in yeni bir büyük güç olarak yükselmesi, 2500 yıllık bir soruyu gündeme getirdi: Bir egemen süper gücün karşısına hızla yükselmekte olan yeni bir güç çıkarsa ne olur?
    Harvard Üniversitesinden tarihçi, Prof. Graham Allison, bu soruyu Atina ile Sparta arasındaki Peloponez Savaşlarının (M.Ö. 431-404), tarihçisi Tükidides’in (M.Ö. 455-400) yazılarından hareketle, şöyle bir cevap veriyor : Yerleşik süper güç, yeni yükselmekte olan güçten korkmaya başlarsa, bir savaşa yol açma olasılığı çok yüksek bir durum, Tükidides’a atıfla bir “Tükidides kapanı” oluşur. Peloponez Savaşlarını kaçınılmaz kılan husus, Atina’nın güçlenmesi ve bunun Sparta’da uyandırdığı korkuydu.

    Bence; ABD ile Çin arasındaki dinamik de, aynen Tükidides kapanını anımsatan özellikler sergiliyor: ABD, Çin’in yükselişinden korkuyor ve durdurmaya çalışıyor. Bunu yaparken, hem ekonomik olarak daha güçlü olmak, hem de NATO’yu da kendi Silahlı Kuvvetleri gibi kullanabilmek için güçlü ve işe yarar müttefikler bulma çabasında olduğu gözüküyor. Ayrıca, Çin’in teknolojik gelişmesini sınırlamaya, finansal gücünü kullanarak diğer ülkeler üzerinde etki kurma kapasitesini de engellemeye çabalıyor.
    Buna karşılık, Çin, teknolojik gelişmesini yavaşlatacak engelleri etkisiz kılmaya özellikle önem vererek, sahip olduğu ekonomik gücü arttırmaya (2028 yılında dünyanın en büyük ekonomik gücü olacağı iddiaları var) ve ABD’ye meydanı çok kolay bırakmayacağı izlenimi var.
    Sonuç olarak; yine her zaman olduğu gibi filler tepişecek, kimler ezilip, büzülecek, zamanı geldiğinde tüm dünya görecek.
    Saygı ve sevgilerimle.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*