Rusya-Ukrayna Savaşında Putin’den Bir Hatırlatma: Nükleer Tehdit

Nükleer patlama

24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi halen devam etmektedir. Rusya Devlet Başkanı Putin, işgal harekatı esnasında, “nükleer caydırıcı güçlerin özel savaş durumuna geçmesi” talimatını verdi (Euronews, 3.3.2022). Bunun üzerine ABD Başkanı Biden, ABD Silahlı Kuvvetlerinin Rus Silahlı Kuvvetleri ile Ukrayna’da angajmana girmeyeceğini ve ABD’nin Rusya’ya kapsamlı ekonomik yaptırım uygulayacağını açıkladı (The Economic Times, 2.3.2022). Böylece, Batı’dan yeterince destek göremeyen Ukrayna, Rusya’ya karşı kısıtlı olanaklarıyla, tek başına, direnmek durumunda kaldı.

Putin’in, nükleer silah kullanılmasını bir seçenek olarak görmesi, nükleer silahlar konusunun tekrar tartışılmasına neden oldu. Bu çerçevede gerçekleştirdiğimiz çalışmamızda, nükleer silahlarla ilgili tarihsel geri plan verildikten sonra dünya genelinde nükleer silahların durumuna dikkat çekilecektir.

Napolyon’un 1812’de gerçekleştirdiği seferden yaklaşık yüz yıl sonra, I. Dünya Savaşında ve 1939-1945 yılları arasındaki II. Dünya Savaşında, Almanlarla girişilen yıpratıcı ve yıkıcı mücadelelerden dolayı Ruslar, ülkelerine tehdidin Batı’dan geleceğine dair güçlü bir algıya sahiptirler. Bu tehdidin bir daha tekrarlanmaması için, II. Dünya Savaşının galiplerinden olan SSCB, Stalin’in liderliğinde, Kızıl Ordu’nun Avrupa’da işgal ettiği bölgelerden çekilmedi ve devamında dünya Soğuk Savaş dönemine ve iki kutuplu dünya düzenine tanık oldu.

Tarihi akış içerisinde, SSCB’nin dağılması ile iki kutuplu dünya düzeni sona ererken, SSCB’den ayrılan 15 ülke, Aralık 1991’den itibaren bağımsızlıklarını kazandı; bu ülkelerden Rusya Federasyonu ise SSCB’nin ardılı olarak yapılandı. Putin, Rusya’da iktidara geldiğinden bu yana, özellikle Batı’ya karşı, Rusya’yı uluslararası ilişkilerde önemli bir aktör olarak kabul ettirmeye yönelik strateji uygulamaktadır. NATO’nun Rusya’ya doğru genişlemesini yüksek önemde bir tehdit olarak gören Putin, Batı’dan gelen bu tehdidi ortadan kaldırmaya yönelik olarak işgale başladığı Ukrayna’da, nükleer silahları bir tehdit unsuru olarak kullanmaktan çekinmedi.

Dünya, daha önce de SSCB ve ABD’nin karşı karşıya geldiği bir gelişmede, nükleer savaşın eşiğine gelmişti. Bu olayda, SSCB’nin, 1962’de Küba’ya nükleer silah konuşlandırma girişimi, ABD tarafından tespit edilmiş ve iki süper güç arasında kriz yaşanmıştı. Taraflar, yaşananları müzakere etme becerisini göstermişler ve Türkiye’deki nükleer savaş başlığı taşıyan füzelerin sökülmesi karşılığında SSCB, Küba’ya nükleer silah konuşlandırmaktan vazgeçmişti (Burke, 2012, s.162).

Hepimizin bildiği gibi, dünya, nükleer silahlarla, 6 ve 9 Ağustos 1945’de, Hiroşima ve Nagazaki’de tanışmış, ABD’nin bu iki şehirde atom bombası kullanması, Japonları teslime mecbur bırakırken II. Dünya Savaşını da sona erdirmişti. İnsanlık yaşadığı bu tecrübeden yola çıkarak, nükleer silahların yayılmasının önlenmesine yönelik olarak, 1 Temmuz 1968’de, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşmayı (NSYÖ’ye İlişkin Antlaşma) imzaya açtı ve bu antlaşma 1970’de yürürlüğe girdi.  

NSYÖ’ye İlişkin Antlaşmanın önemli maddeleri şöyle özetlenebilir:

-Antlaşmaya taraf nükleer silah sahibi her devlet, nükleer silah sahibi olmayan herhangi bir devlete nükleer patlayıcı araçları yapması veya başka bir şekilde elde etmesi için herhangi bir şekilde yardım, özendirme veya isteklendirmede bulunamaz (Madde I).

-Antlaşmaya taraf nükleer silaha sahip olmayan her devlet, nükleer silahları veya nükleer patlayıcı araçları doğrudan doğruya veya dolaylı şekilde devralamaz, yapamaz, başka şekilde elde edemez (Madde II).

-Antlaşmaya taraf nükleer silaha sahip olmayan devlet, Uluslararası Atom Enerji Ajansı ile nükleer enerjinin barışçıl amaçla kullanılması amacıyla Ajansın denetimini kabul eder (Madde III-1).

-Güvenlik denetimi, nükleer maddenin barışçıl amaçlarla işlenmesi, kullanılması, tarafların iktisadi ve teknolojik gelişmesini engellemeyecek biçimde uygulanır (Madde III-3).

-Antlaşmaya göre nükleer silah sahibi devlet, 1 Ocak 1967 tarihinden önce nükleer bir silah ya da diğer patlayıcı araç yapıp patlatmış olan devlettir (Madde IX-3).

Nükleer silah sahibi devlet tanımı yapılmış olmasına rağmen, hangi devletin belirtilen tarih itibarıyla nükleer silah sahibi olduğu antlaşmada yer almamaktadır. Yürürlükte olan NSYÖ’ye İlişkin Antlaşmaya halen 191 ülke taraftır.  Günümüzde nükleer silaha sahip ülkeler ve bu ülkelerin sahip oldukları nükleer silah savaş başlığı sayısı aşağıdaki çizelgede belirtilmektedir.

Nükleer Silah Savaş Başlığına Sahip Ülkeler

ÜlkeSahip Olunan Savaş Başlığı Sayısı
Rusya6,255
ABD5,550
Çin350
Fransa290
İngiltere225
Pakistan165
Hindistan156
İsrail90
Kuzey Kore40-50
Kaynak: ICAN. (28.32022). The World’s Nuclear Weapons.  https://www.icanw.org/nuclear_arsenals

Yukarıdaki çizelgede belirtilen nükleer savaş başlıkları, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombaların verdiği tahribattan binlerce misli tahribat yaratabilecek kudrettedir. Nükleer silaha sahip ABD’nin dünya genelinde, kendisine ait olmak üzere, Almanya, Belçika, Hollanda, İtalya ve Türkiye gibi ülkelerde nükleer başlığa sahip silah konuşlandırdığı bilinmektedir (ICAN, 2022).

Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması Nükleer Tehdidi Ortadan Kaldırır mı?

Nükleer silah kâbusunu sona erdirmeye yönelik olarak, henüz yeni sayılabilecek bir girişim başlatılmıştır. BM’de 20 Eylül 2017 tarihinde imzaya açılan ve 22 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşmasına göre nükleer silahlar yasa dışıdır, geliştirilemez, test edilemez. Bu antlaşmanın 1968 tarihli NSYÖ’ye İlişkin Antlaşmadan en önemli farkı, nükleer silahlara sahip olma konusunda genel bir yasaklama getirmesidir. Antlaşmaya göre herhangi bir devlet, başka bir devlete ait olan nükleer silahlara ev sahipliği yapamaz.

Günümüzde Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşmasını 60 devlet imzalamış olmasına rağmen, nükleer silahlara sahip devletler ile topraklarında nükleer silah konuşlandırılmış herhangi bir devlet, bu antlaşmayı henüz imzalamamıştır. Rusya-Ukrayna Savaşı esnasında Putin’in “nükleer caydırıcı güçlerin özel savaş durumuna geçmesi” talimatı, Rusya’nın nükleer silah kullanma olasılığına ilişkin dünya genelinde endişe yarattı. Bu örnek, aynı zamanda, bizlere, nükleer tehdidin uluslararası düzen üzerindeki düzenleyici/belirleyici rolünü bir kez daha hatırlattı.

Yukarıda özet olarak değinilen gelişmeler, nükleer silahlardan kaynaklanan tehdidin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Buna rağmen insanlık, konvansiyonel silahlardan dolayı zaten güvensiz olan dünyada, nükleer silahların yasaklanmasına yönelik olarak, uluslararası düzen içinde, başat güçlerin katılımıyla güçlü bir karşı duruş sergileyememektedir.

KAYNAKÇA

Burke, Anthony. (2012). Security. Devetak, R., Burke, A. Ve George, J. (ed). An Introduction toInternational Relations (içinde). Cambridge University Press, New York.

Euronews. (3.3.2022). Rusya Devlet Başkanı Putin, nükleer silah kullanmaya karar verirse ne olur?

ICAN. (28.32022). The World’s Nuclear Weapons. https://www.icanw.org/nuclear_arsenals

United Nations. (28.3.2022). Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons

The Economic Times. (2.3.2022). US forces ‘will not engage in the conflict with Russian forces in Ukraine’: Joe Biden.

Treaty on the Prohibition of Nuclear Weapons.

2 yorum

  1. Öz ve doyurucu bir bilgi demeti sunmuşsunuz. Kutluluklar..
    Rusya’nın kendisine, ‘..varoluşsal düzeyde bir tehdit olduğunda..’ nükleer silahları kullanabileceğini açıklaması; bir anlamda, konvansiyonel askeri alanda; eğitim, sevk-idare, donatım ve modernlik bakımından da duyarlık ve bu sorunları çözene kadar da zayıflığına işaret etmektedir.

  2. Nükleer silahların kullanılması elbette bir dünya savaşı işaret fişeğidir, bunu hangi ülke göz alabilir? Belki kedi gibi sıkıştırılmış Putin!. Ben pek antlaşma İle bu silahlanmanın ve bu tür silahların kullanılmasının önüne geçileceğine inanmıyorum, bir deli çıkacak ve düğmeye basacak. lakin bu deli bence Putin değil…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*