Rusya-Ukrayna Savaşının Uluslararası Düzen Üzerine Etkileri

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) dağılması ile 1991’de bağımsızlığını ilan eden Ukrayna’nın Batı dünyasının bir parçası olmaya yönelik tercihi, Rusya Federasyonu tarafından; Ukrayna’ya ait olan Kırım’ın 2014’de ilhak edilmesi, ilhaktan sekiz yıl sonra, 2022’de, Ukrayna’nın işgaline yönelik ve halen devam eden askeri bir harekâtla güç kullanılarak engellenmeye çalışılmaktadır.

Sanayi devriminden günümüze kadar geçen sürede, uluslararası düzenin savaşlar sonrasında yeniden şekillendiğine tanık olunmaktadır. Napolyon’un Fransa’da iktidarı ele geçirmesinin ardından, “eşitlik-özgürlük-kardeşlik” söylemiyle, 1800-1815 yılları arasında gerçekleştirdiği Avrupa’yı işgal sürecinin Fransa’nın yenilgisiyle neticelenmesi sonrasında, dönemin büyük güçleri Rusya, Prusya, Büyük Britanya ve Avusturya, Viyana düzenlemeleri ile güçler dengesini sağlamış, 1815’den itibaren “Avrupa Uyumu” olarak ifade edilen dönemi başlatmışlardır.  Büyük güçlerin Fransa’yı da aralarına alarak tesis ettikleri uluslararası düzen,  Almanya’nın birliğini tamamladığı 1871 yılına kadar -genelde sarsıntısız biçimde- devam etmiştir. Almanya’nın; Danimarka, Avusturya ve Fransa’yı mağlup ederek birliğini tamamlamasıyla “Avrupa Uyumu” bozulmuş; bu ülkenin, dönemin anlayışı gereği, diğer güçler gibi “büyük devlet” sayılabilmesi için sömürgelere sahip olmak yönündeki ısrarı, I. Dünya Savaşının başlamasına yol açmıştır.

I.Dünya Savaşı Almanya’nın yenilgisi, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun dağılması ile sona ermiştir. Rus Çarlığı ise, 1917’de yaşanan devrimle; yerini yeni bir siyasi oluşuma, SSCB’ye, bırakmıştır. I. Dünya Savaşının galip devletleri İngiltere ve Fransa, -ABD’nin dünya siyasetinden uzak durması üzerine- kurulan Milletler Cemiyeti ile 1918-1939 yılları arasında uluslararası düzene egemen olmuşlardır. I. Dünya Savaşı sonrasında yenilen devletlere imzalatılan ve yerine getirilmesi güç şartları kapsayan barış antlaşmaları, II. Dünya Savaşının çıkmasının en önemli nedenlerindendir. 1939-1945 yılları arasında altı yıl süren, büyük yıkıma ve milyonlarca can kaybına yol açan II. Dünya Savaşı sonrasında, ABD ve SSCB’nin önderliğinde, “Soğuk Savaş” olarak adlandırılan ve iki kutuplu dünya düzenini esas alan yeni bir dönem başlamıştır. Ülkeler, Soğuk Savaş döneminde, Doğu Bloku ve Batı Bloku üyesi olarak iki grupta tasnif edilirken, genelde az gelişmiş ülkeler “Bağlantısızlar” olarak düzen içinde yerlerini almışlardır.

SSCB’nin dağılması ile Soğuk Savaş sona ermiş, 1991-2000 yılları arasında ABD, uluslararası sisteme hâkim olmuş, adeta tek kutuplu dünya düzenini tesis etmiştir. Devam eden süreçte Putin’in Rusya’da iktidara gelmesi ve -öngörülerin aksine- dünya genelinde küreselleşmeden en çok yararlanan Çin Halk Cumhuriyetinin ekonomik olarak önlenemez yükselişi, yeni bir düzenin kurulacağına dair ilk ipuçlarını vermeye başlamıştır. Böyle bir ortamda, NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ve Rusya’yı çevrelemeye çalışması, Rusya’nın güvenlik endişelerini artırmış, buna mukabil ABD, Rusya’nın endişelerini gidermeye yönelik Rus yönetimini ikna edecek bir tutum geliştirmemiştir. Gelinen noktada, 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya tarafından başlatılan ve Ukrayna’yı işgale yönelik askeri harekât, halen devam etmektedir. ABD yönetimi bu gelişmeye karşı tepkisini, Rusya’ya silahla karşılık verilmeyeceğini, ancak kapsamlı ekonomik yaptırımların uygulanacağını açıklayarak göstermiş, benzer biçimde, Avrupa Birliği (AB) de Rusya’ya karşı ekonomik yaptırımlara katılmıştır.

Başlangıçta Rusya-Ukrayna Savaşı, uluslararası düzenin yeniden şekillenmesine etki edebilecek önemde görülmeyebilir, ancak Rusya’nın nükleer silah kullanmaktan çekinmeyeceğini ifade etmesi, Ukrayna’nın tarafsız bir ülke olarak kalması yönündeki talebinin Rusya için “beka” düzeyinde bir çıkar olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.  Bu bağlamda; ABD, AB, Çin ve Rusya’nın birlikte düşünüleceği bir analizde, bu savaşın uluslararası düzeni etkileyebilecek sonuçları olacağı ifade edilebilir. Bu sonuçları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

 -Irk, dil, din, tarih ve kültürel ortak noktalarına rağmen Ukrayna ve Rusya halklarının, 24 Şubat 2022’den sonra, yakın vadede, tekrar yakınlaşmaları oldukça güçleşmiştir. Ukrayna, ileride Rusya’nın başını çokça ağrıtacak bir bölgeye dönüşebilir.

 -Halen AB üyesi olan eski Doğu Bloku üyesi Polonya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Çekya, Slovakya ile SSCB sonrası bağımsızlıklarını elde eden Estonya, Letonya ve Litvanya’nın;  Rusya’dan kaynaklanan güvenlik endişeleri, AB’yi kendi içinde birbirine daha da kenetleyecektir.

 -Bu savaş, Brexit’e rağmen, İngiltere ve AB’nin yanı sıra, ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Batı işbirliğinin yeniden tesis edilmesini kolaylaştıracaktır.

 -Rusya’nın, oluşan siyasi iklimde, Çin’e yakınlaşması muhtemeldir.

 -Ekonomik yaptırımlar nedeniyle Dünya genelinde küreselleşme eğilimi düşüş gösterecektir.

 -Özellikle AB ülkelerinin Rus petrol ve doğal gazına bağımlılığı, Rusya’ya karşı uygulanacak yaptırımlarda enerjinin dışarıda tutulmasını gerektirebilir ve/veya petrol ve doğal gaz arzındaki olası açığı karşılamaya yönelik olarak İran’a uygulanan yaptırımların hafifletilmesini ve Libya’daki sorunun çözümünün hızlandırılmasını mümkün kılabilir.

 -Moskova, Ukrayna’daki muhtemel bir direnişin ve/veya Rusya’ya uygulanacak ekonomik yaptırımların üstesinden gelmeye çalışırken, ABD,  Rusya’nın  müttefiki  olarak  gördüğü  Çin’i sınırlamak maksadıyla, Tayvan ve Güney Çin Denizi bölgesinde etkinliğini artırabilir.

 -ABD, Çin’in ekonomik büyümesini engellemeye yönelik olarak Yol ve Kuşak projesine dâhil olan ülkelerde, bu projeyi sekteye uğratmaya yönelik girişimlerde bulunabilir.

  -Ekonomik yaptırımların etkisinin artması, orta vadede Rusya’da iç istikrarı olumsuz yönde etkileyebilir.

  -Türkiye, NATO üyesi ülke olarak Rusya ile işbirliğini sürdürmekte güçlüklerle karşılaşabilir.

Rusya-Ukrayna Savaşı, bu satırların kaleme alındığı şu anda sona erse dahi, yukarıda sıralanan olası sonuçlar, önemli oranda geçerliliğini koruyacaktır. İstikrarsızlaştırılan ve iki milyonu aşan göç hareketiyle insansızlaştırılan Ukrayna,  halkı ile birlikte, uğradığı yıkımdan dolayı kısa vadede Rusya-ABD karşılaşmasının kaybedeni olmuştur. Buna rağmen, savaşın bilinmezlikler evreni olduğu unutulmamalı, orta ve uzun vadede bu savaşın kazananının kim olduğu beklenip görülmelidir.

Rusya-Ukrayna Savaşı, dünya genelinde Batı ittifakını güçlendirirken, önümüzdeki süreçte ekonomik olarak zayıflatılması öngörülen Rusya’nın; Çin, İran, Kuzey Kore ve SSCB sonrasında bağımsızlığını elde eden Orta Asya ülkeleri ile daha da yakınlaşabileceğini göstermektedir. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde Şanghay İşbirliği Örgütünün güçlenmesi ve etkinliğini artırması, beklenebilecek gelişmelerdendir.





1 yorum

  1. Zelenski’nin bir proje adamı olarak başa geçmesi, bunu öteden beri takip eden ve kartlarını son derece açık oynayan Putin’i adım atmak zorunda bıraktı. Sınır güvenliği, ilgi ve etki alanları, her ülkenin yaşaması için olmazsa olmaz siyasetleri olmalıdır, ya değilse dünya polisinin uşağı olmaktan ileri gidilmez. Avrupa’nın ihtiyacı olan doğal gazı Amerika’dan iki üç katı fiyatla tedarik etme dayatması sadece zorbalıktır, bunun ekonomik sonuçlarını başta Avrupa hissedecek, ama sanırım en çok da bu devletlerle ticareti en fazla olan canım Türkiyem etkilenecek.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*